|
Tweet |
Gümüşhane’de göç, düşen doğum oranları ve kırsal yaşamın giderek zorlaşması, kentin geleceğine ilişkin endişeleri artırıyor. 55 köy ve mahallede gerçekleştirilen anket çalışması, gençlerin köylerden uzaklaşmasının arkasındaki sorunları gözler önüne sererken Burhan Gül, “Kırsal yaşarsa Gümüşhane’nin geleceği de yaşar” diyerek acil çözüm çağrısında bulundu.
Gümüşhane’nin geleceği yalnızca yapılan yollarla, yükselen binalarla ve hayata geçirilen yatırımlarla ölçülebilir mi? Bir kentin gerçek gücünü belirleyen asıl unsur, o kentte yaşayan insanları ve gelecek kuşaklarıdır. Çocuk seslerinin azaldığı, gençlerin başka şehirlere göç ettiği, evliliklerin ve doğumların gerilediği bir yerde fiziki yatırımların tek başına kalkınmayı sağlaması mümkün görünmüyor.
Yenilenebilir Enerji ve Teknoloji Sistemleri Uzmanı, Yüksek Makine Mühendisi Burhan Gül, Gümüşhane’nin karşı karşıya olduğu nüfus ve kırsal yaşam sorunlarına dikkat çekerek geleceğe yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu. Gül, kırsaldaki sorunların çözülmemesi halinde köylerin nüfus kaybının daha da derinleşebileceği uyarısını yaptı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2001 yılında kadın başına 2,38 çocuk seviyesindeyken 2024 yılında 1,48’e geriledi. Nüfusun kendini yenileyebilmesi için kabul edilen 2,10 seviyesinin altındaki bu oran, uzun vadeli nüfus yapısı açısından ciddi bir uyarı olarak değerlendiriliyor.
Bugün dünyaya gelen çocukların yaklaşık yirmi yıl sonra iş gücüne katılacağı düşünüldüğünde, doğum oranlarındaki düşüşün gelecekteki etkileri daha net ortaya çıkıyor.
Bu demografik dönüşüm artık yalnızca büyükşehirlerin değil, Anadolu’nun en küçük yerleşim yerlerinin de önemli sorunlarından biri haline geldi. Genç nüfusun nerede olduğu sorusunun yanıtı ise kırsal alanlarda yaşanan değişimde aranıyor.
Burhan Gül’ün geçen yıl Gümüşhane’nin 55 farklı köy ve mahallesine ulaşarak gerçekleştirdiği “2025 Gümüşhane Köylerimizin Sorunları ve Çözüm Önerileri Anket Çalışması”, kırsalda yaşamayı sürdürmenin önündeki engellere ilişkin önemli veriler ortaya koydu.
Toplam 87 kişinin katıldığı çalışma, köylerde yaşayan vatandaşların öncelikli sorunlarını ve çözüm beklentilerini ortaya çıkarması bakımından dikkat çekti.
Anket sonuçlarına göre katılımcıların yüzde 47’si göç ve işsizliği en önemli sorun olarak görüyor. İçme suyu sıkıntısı, bozuk yollar, ulaşım yetersizliği, internet eksikliği, istihdam olanaklarının sınırlılığı, tarım ve hayvancılıkta yaşanan güçlükler ile tapu ve imar problemleri de kırsal yaşamı olumsuz etkileyen başlıca sorunlar arasında yer alıyor.
Bu sorunlar birbirinden bağımsız değil. Aksine, kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyen ve gençlerin köylerde kalma kararını belirleyen birbirine bağlı faktörler olarak öne çıkıyor.
Ankete katılan vatandaşların ifadeleri, kırsalda yaşanan sorunların boyutunu gözler önüne seriyor.
Babuş Köyü’nden bir vatandaşın “Yıl olmuş 2025, kovalarla banyo yapıyoruz” sözleri, temel altyapı hizmetlerine ilişkin eksiklikleri ortaya koyarken Kirazlık Köyü’nden bir vatandaşın, “60-70 yaşındaki büyüklerimiz sırtında bidonla su taşıyor” ifadeleri de içme suyuna erişimde yaşanan güçlükleri gözler önüne seriyor.
Beydere Köyü’nden bir katılımcı, internet çekmediği için gençlerin köye geldiklerinde yeniden geri döndüğünü belirtirken Yukarı Akçalı Köyü’nden bir katılımcı ise hisseli tapu sorunları nedeniyle gençlerin köye dönemediklerini ifade ediyor.
Peki, temel ihtiyaçların karşılanamadığı, iletişim imkânlarının yetersiz kaldığı ve ev yapmak isteyen gençlerin mülkiyet sorunlarıyla karşılaştığı bir yerde yeni ailelerin kurulması nasıl mümkün olacak?
Burhan Gül’ün dikkat çektiği temel mesele de tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. İnsanların bir yerde yaşamaya devam edebilmesi için yalnızca memleketine bağlılık duyması yeterli değil. Geçimini sağlayabilmesi, ev kurabilmesi, çocuklarını okutabilmesi ve geleceğini güvenle planlayabilmesi gerekiyor.
Köyünde iş bulamayan, ev yapmak istediğinde tapu sorunuyla karşılaşan, ailesiyle yaşamak istediğinde sağlık, internet ve ulaşım hizmetlerine erişemeyen bir gencin başka bir şehirde hayat kurmayı tercih etmesi şaşırtıcı değil.
Anket sonuçlarında dikkat çeken bir diğer başlık ise katılımcıların yaş dağılımı oldu.
Çalışmaya katılanların büyük çoğunluğunun 36 yaş ve üzerinde olduğu, 18-25 yaş aralığındaki katılımcıların oranının ise yalnızca yüzde 8’de kaldığı belirtildi.
Bu tablo, kırsal alanlarda gençlerin temsilinin sınırlı olduğuna ve köylerin yaşlanan nüfus yapısına ilişkin önemli bir işarete dönüşüyor.
Gençlerin köylerden uzaklaşması yalnızca nüfus sayısındaki azalmayla sınırlı bir sorun değil. Aynı zamanda üretimin, tarımsal faaliyetlerin, hayvancılığın, yerel kültürün ve kuşaklar arasında aktarılan geleneklerin geleceğini de etkiliyor.
Genç nüfusun azaldığı bir köyde üretimin devamlılığını sağlamak, sosyal hayatı canlı tutmak ve yeni ailelerin kurulmasını teşvik etmek de giderek zorlaşıyor.
TÜİK’in 2023-2100 dönemine ilişkin nüfus projeksiyonları, Türkiye’deki demografik değişimin uzun vadeli etkilerine işaret ediyor. Ancak Türkiye geneli için hazırlanan 2050 projeksiyonları, Gümüşhane’nin gelecekteki nüfusunu doğrudan ortaya koymuyor.
Gümüşhane’nin geleceğine yönelik sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için ilin yaş gruplarına göre nüfusunun, doğum ve ölüm sayılarının, göç hareketlerinin ve ilçelerdeki nüfus eğilimlerinin birlikte ele alınması gerekiyor.
Buradaki asıl mesele yalnızca 2050 yılında Gümüşhane’de kaç kişinin yaşayacağı değil. O nüfusun ne kadarının çalışma çağında olacağı, köylerde kaç ailenin yaşamını sürdüreceği ve üretimin hangi ölçüde devam edeceği de büyük önem taşıyor.
Bugün köylerinden ayrılan gençler, yarının üreticileri, çalışanları ve ailelerini kuracak bireyleri. Bu nedenle kırsaldaki nüfus kaybı, geleceğe ertelenebilecek bir sorun olmaktan çıkıyor.
Gümüşhane’nin gelecekte ıssızlaşan köylerle anılmaması için nüfus politikalarının doğrudan kırsal kalkınma hamleleriyle birleştirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Öncelikle gençlerin istihdam olanaklarının güçlendirilmesi, tarım ve hayvancılığın modern yöntemlerle desteklenmesi, yöresel ürünlerin işlenmesi ve pazarlanması amacıyla kooperatiflerin teşvik edilmesi gerekiyor.
Yem, mazot ve gübre maliyetleri altında zorlanan üreticilerin desteklenmesi, üretim faaliyetlerinin sürdürülebilir hale getirilmesi ve alım garantili üretim modellerinin geliştirilmesi de çözüm önerileri arasında bulunuyor.
Köyde yaşayan vatandaşların yalnızca üretim yapması değil, ürettiklerinden geçimini sağlayabilmesi de önem taşıyor. Üreticinin emeğinin karşılığını alabildiği bir ekonomik yapı oluşturulmadan kırsal nüfusun kalıcı biçimde korunması zor görünüyor.
Kırsal yaşamın sürdürülebilirliği için temel altyapı sorunlarının da çözülmesi gerekiyor.
İçme suyu, güvenli ulaşım, internet, sağlık hizmetleri ve eğitim imkânları bir ayrıcalık değil, yaşanabilirliğin asgari şartları arasında bulunuyor.
Bu kapsamda su yönetimine ilişkin Su Master Planlarının devreye alınması, uçurum kenarlarından geçen köy yollarının güvenli hale getirilmesi ve en ücra yerleşim yerlerine kadar iletişim altyapısının ulaştırılması önem taşıyor.
Özellikle hisseli tapu sorunlarının çözülmesi ve gençlerin köylerinde ev yapmalarının önündeki engellerin kaldırılması, kırsala dönüşü kolaylaştırabilecek adımlar arasında yer alıyor.
Gençlerin köylerinde yaşamak istemesi tek başına yeterli değil. Bu isteği hayata geçirebilecek hukuki, ekonomik ve sosyal koşulların da oluşturulması gerekiyor.
Kırsal nüfusun korunması için genç aileleri destekleyen uygulamaların da hayata geçirilmesi gerekiyor.
Erişilebilir konut imkânları, kreş ve çocuk bakım hizmetleri, ebeveynlere yönelik sosyal destekler ve iş güvencesi bu yaklaşımın temel unsurları arasında bulunuyor.
Bunun yanında gençlerin köylerinde sosyal yaşamlarını sürdürebilecekleri alanların oluşturulması da önem taşıyor.
Ankette Oylumdere Köyü sakinlerinin dile getirdiği “Köy konağı yok, gençler ayrışıyor” ifadesi, kırsalda sosyal yaşam alanlarına duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor.
Köylerin yalnızca barınma ve üretim alanları olarak görülmemesi gerekiyor. Gençlerin bir araya gelebileceği, sosyal ilişkilerini sürdürebileceği ve kendilerini yaşadıkları yere ait hissedebileceği ortamların oluşturulması, kırsal yaşamın devamlılığı açısından önem taşıyor.
Kırsal sorunların çözümünde vatandaşların katılımı da önemli bir yer tutuyor.
Ankete katılan hemşehrilerin yüzde 70’ten fazlasının “Çözüm sürecinde her türlü göreve hazırız” diyerek sorumluluk almaya istekli olduklarını belirtmesi, yerel düzeyde güçlü bir toplumsal iradenin bulunduğunu gösteriyor.
Bu yaklaşım, köylerde yaşayan vatandaşların yalnızca sorunlarını dile getirmekle kalmadığını, çözüm sürecinde de aktif rol üstlenmek istediğini ortaya koyuyor.
Yerel yönetimlerin, ilgili kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların ortak hareket etmesi halinde kırsal kalkınmaya yönelik daha etkili adımlar atılması mümkün olabilir.
2050 uzak bir tarih gibi görünebilir. Ancak bugün eğitim çağında olan çocuklar, o tarihte çalışma hayatının önemli bir bölümünü oluşturacak. Bugün köyünde geçim imkânı bulamayan bir genç ise yarın başka bir şehirde kalıcı bir hayat kurabilir.
Bu nedenle nüfus meselesini yalnızca doğum sayıları üzerinden tartışmak yeterli değil. Doğum oranlarının yükselmesi için ailelerin geleceğe güvenle bakabildiği bir düzenin kurulması, genç nüfusun korunması için de gençlere yaşayabilecekleri, çalışabilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri bir Gümüşhane sunulması gerekiyor.
Gümüşhane’nin önünde iki seçenek bulunuyor: Nüfus kaybını kaçınılmaz bir kader olarak kabul etmek ya da bu gidişatı değiştirmek için bugünden harekete geçmek.
Köyler yalnızca yerleşim alanlarından ibaret değil; Gümüşhane’nin kültürünün, tarihinin, üretim geleneğinin ve geleceğinin teminatı. Kırsalda yaşamı sürdürülebilir hale getirmek, yalnızca köyleri değil, bütün bir kentin geleceğini korumak anlamına geliyor.
Köylerimizin sesine kulak verilmeli, gençlerin memleketlerinde kalmasını sağlayacak somut adımlar atılmalı. Çünkü kırsal yaşarsa, Gümüşhane’nin geleceği de yaşar.
Gümüşhane Uyarısı: “2050’ye Doğru Köylerimiz Issızlaşabilir”