Bugun...



TRİLYON LİRALIK BÜTÇE MASALI: TARLADAKİ ÇİFTÇİ BU PARANIN NERESİNDE?

Prof. Dr. Zafer Ulutaş İyİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Hükümet, 2027 bütçe teklifinde tarıma 1 trilyon 305 milyar lira ayırdığını duyurdu.

facebook-paylas
Tarih: 22-10-2026 16:55

TRİLYON LİRALIK BÜTÇE MASALI: TARLADAKİ ÇİFTÇİ BU PARANIN NERESİNDE?

Prof. Dr. Zafer Ulutaş İyİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı
Hükümet, 2027 bütçe teklifinde tarıma 1 trilyon 305 milyar lira ayırdığını duyurdu. Ancak bunun yalnızca 235 milyar lirası tarımsal destek programlarına gidiyor; bu tutar, Tarım Kanunu’ndaki yüzde 1’lik alt sınırın yaklaşık beşte biri düzeyindedir. Açıklanan 2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi’nde tarım sektörü için öngörülen toplam 1 trilyon 305 milyar liralık kaynak ilk bakışta etkileyici görünmekte ve kamuoyuna tarıma büyük destek sağlandığı mesajını vermektedir. Ancak sabah traktörüne mazot koyan, gübre ve tohum almak için borçlanan, ahırında hayvanını beslemeye çalışan çiftçi için asıl soru bu paranın ne kadarının gerçekten üreticinin yükünü hafifleteceğidir. Bütçede açıklanan rakamlarla tarlada yaşanan gerçekler arasında ciddi bir fark bulunmakta; çiftçinin girdi maliyetlerinin yüksekliği, finansmana erişim zorluğu, ürün fiyatlarındaki belirsizlik ve üretimin geleceğinin risk altında olması gibi temel sorunları aynen devam etmektedir.
Açıklanan 1 trilyon 305 milyar liralık devasa kaynağın detaylarına bakıldığında, bu paranın tamamının çiftçinin cebine giren doğrudan bir destek olmadığı açıkça görülüyor. Bütçe teklifinde; 342 milyar TL vergi harcamalarına, 325 milyar TL kredi desteğine, 268 milyar TL yatırımlara ve 135 milyar TL KİT finansmanı ile ihracat desteklerine ayrılmıştır. Çiftçinin doğrudan hesabına yatacak tarımsal destek programlarına düşen pay ise yalnızca 235 milyar liradır. Elbette vergi muafiyetlerinin veya altyapı yatırımlarının sektöre faydası vardır; fakat bunların tamamını çiftçinin üretim maliyetini karşılayan doğrudan bir destek gibi sunmak yanıltıcıdır.
Asıl mesele, kağıt üstündeki kaynakların üreticinin mutfağına ve tarlasına ne kadar yansıdığıdır. Örneğin kredi faiz desteği borçlanma maliyetini düşürebilir; ancak zaten borç yükü altında ezilen bir çiftçi için bu mekanizma doğrudan gelir desteğinin yerini tutamaz. Benzer şekilde, yılları alacak bir sulama yatırımı uzun vadede kıymetli olsa da bugün mazot, gübre ve yem parasını ödemekte zorlanan üreticinin acil yangınını söndürmeye yetmez.
Bütçe teklifinde tarımsal destek programları için öngörülen 235 milyar lira, açıklanan 1 trilyon 305 milyar liralık kaynağın yalnızca yüzde 18’ine karşılık geliyor. Toplam kaynak ile çiftçiye doğrudan verilen desteğin aynı şey olmadığını gösteren bu tablo karşısında üreticinin acil ihtiyacı; gelecekteki projeleri beklemek değil; mazot, gübre, yem ve sulama gibi günlük giderlerini karşılayabilmektir. Üstelik girdileri yüksek fiyatla alıp ürününü beklediği fiyata satamayan çiftçi için desteklerdeki artış, daha üretim dönemi bitmeden eriyip gitmektedir. Nitekim destek ödeneği 2026’daki 168 milyar liradan 235 milyar liraya çıkarılmış olsa da girdi maliyetlerindeki sıçrama bu artışı çoktan yutmuştur. TZOB verilerine göre küresel gelişmelerin etkisiyle üre gübresinin tonu 31.124 liraya (%19,5 artış) çıkmış, mazot ise kısa sürede yüzde 40’ı aşan bir zam görmüştür. Dolayısıyla asıl soru, açıklanan bu artışın çiftçinin katlanan maliyetlerini karşılamaya yetip yetmeyeceğidir.
İşin hukuki boyutuna bakıldığında ise 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi “Bütçeden ayrılacak kaynak, gayrisafi millî hasılanın yüzde birinden az olamaz” şeklinde açık bir hüküm koymaktadır. 2027 yılı için öngörülen 111,2 trilyon liralık GSYH dikkate alındığında, bu yasal zorunluluk yaklaşık 1 trilyon 112 milyar liraya denk gelmektedir. Buna karşılık ayrılan 235 milyar liralık ödenek, kanuni alt sınırın beşte birinde kalmakta ve arada 877 milyar liralık devasa bir uçurum oluşturmaktadır. Desteklerin GSYH içindeki payının yüzde 0,21’e gerilemesi yeni de değildir; son yıllarda ödenekler nominal olarak artsa da yasal oran istikrarlı şekilde göz ardı edilmektedir. Hükümetin yanıtlaması gereken temel soru, kanundaki alt sınır ile bütçe teklifi arasındaki bu devasa açığın sebebinin ne olduğudur. Çiftçinin maliyetler karşısında ezildiği bir dönemde bu soru, yalnızca teknik bir bütçe tartışması değil; ülkenin gıda arz güvenliği ve kırsal geleceğiyle ilgili hayati bir meseledir.
Türkiye’nin tarım politikası yalnızca bütçede açıklanan toplam rakamlar üzerinden değerlendirilemez; asıl ölçüt üreticinin toprağında kalıp kalamadığı, hayvancılığını sürdürüp sürdüremediği, emeğinin karşılığını alıp alamadığı ve tüketicinin gıdaya makul fiyatlarla erişip erişemediğidir. Çiftçi üretimden çekilirse yalnızca bir işletme kapanmış olmaz; ekilen alanlar azalabilir, hayvan varlığının devamlılığı riske girebilir, kırsal istihdam zayıflayabilir ve gıda arzı üzerindeki baskı artarak pazarda yükselen fiyatlar üzerinden bütün topluma yansır. Bu nedenle tarımsal destekler üretim döneminden önce planlanmalı, ödemeler zamanında yapılmalı ve destek miktarı gerçek maliyet artışları dikkate alınarak belirlenmelidir. Küçük ve orta ölçekli üreticinin korunması ile pazarlık gücünün artırılması öncelik olmalıdır. Vergi avantajları, kredi destekleri ve yatırımlar elbette tarım politikasının birer parçasıdır; ancak bunlar, üreticinin gelirini ve üretimin sürdürülebilirliğini güvence altına alan etkili bir destekleme sisteminin yerine geçmemelidir.
Sonuç olarak, 1 trilyon 305 milyar liralık kaynak açıklamak tek başına başarılı bir tarım politikası yürütüldüğünü göstermez. Önemli olan, bu kaynağın ne kadarının üretimi güçlendirdiği, çiftçinin maliyetlerini ne ölçüde azalttığı ve ülkenin gıda arz güvenliğine nasıl katkı sağladığıdır. Hükümet, kanundaki alt sınır ile teklifteki ödenek arasındaki farkın gerekçesini açıklamalı ve üreticiyi artan maliyetler karşısında koruyacak somut hedefleri ortaya koymalıdır. Çiftçi üretimini sürdürebilmek için her yıl daha fazla borçlanmak zorunda kalıyor, emeğinin karşılığını alamıyor, maliyetlerini karşılayamıyor ve geleceğini öngöremiyorsa, açıklanan büyük rakamların sahadaki karşılığı sorgulanmalıdır. Çünkü tarım bütçesinin başarısı açıklanan trilyonlarla değil; çiftçinin toprağında kalabilmesi, üretimin devam etmesi ve milletin sofrasına güvenilir gıdanın ulaşmasıyla ölçülür.



Bu haber 145 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARA
YUKARI YUKARI