Prof. Dr. Zafer Ulutaş · İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı
Türkiye süt üretimini kaybediyor. Ve bu kayıp, çok kısa bir süre içinde doğrudan sofralara zam ve daralma olarak yansıyacak.
Türkiye'nin süt sektörü, kronik politikasızlığın somut bedelini bugün yaşamaktadır. Ulusal Süt Konseyi (USK), Ocak 2026'da çiğ süt tavsiye fiyatını litre başına 22,22 TL olarak ilan etti. Bakanlık aynı toplantıda bu fiyatın her üç ayda bir yeniden değerlendirileceğini taahhüt etti. Nisan geldi, üç ay doldu; fakat yeni fiyat hâlâ açıklanmadı. Bu sessizlik bir ihmal değil, bilinçli bir ertelemedir ve bedelini binlerce küçük üretici ödemektedir.
Sütün Ekonomi-Politiği: Gerçekler ve Rakamlar
• 22,22 TL/lt: Ocak'tan bu yana değişmeyen resmi tavsiye fiyatı.
• 26,00 – 28,00 TL/lt: Sahada ölçülen gerçek üretim maliyeti.
• -5,00 TL: Üreticinin her litre sütte doğrudan zararı.
TÜSEDAD verilerine göre çiğ süt üretim maliyeti 28 TL'nin üzerine çıkmıştır. Bu durum, üreticinin devletin açıkladığı fiyatla bile litre başına 4 ila 6 TL zarar ettiğini göstermektedir. Küçük aile işletmeleri için bu tablo artık sürdürülebilirlik değil, sermayenin erimesi ve üretimden zorunlu çekilme sürecidir. Bu tablo, üretimin değil; kontrollü bir tasfiyenin fiyatıdır.
Zira bu tasfiyeyi tetikleyen maliyet artışlarının temelinde küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş bulunmaktadır. Yem hammaddelerinin taşınması pahalılaşmış; akaryakıt ve elektrik maliyetleri, üretimden soğutmaya kadar tüm zinciri ağır bir baskı altına almıştır.
Bu baskı altında can çekişen bir süt ineği kesildiğinde yalnızca o hayvan yok olmaz; üretim zincirinin en az 5–10 yıllık kapasitesi de ortadan kalkar. Üstelik bu yıkım sadece sütle sınırlı kalmaz; kırmızı et üretimini de sekteye uğratarak besilik hayvan ithalatını katlar.
Peki Ne Yapılıyor? İthalat ve Piyasa Baskısı
Toplanan çiğ süt miktarı düşerken oluşan üretim açığı; ya ihracat amacıyla üretilmiş olan yerli süt tozunun iç piyasaya kontrolsüz arzıyla ya da doğrudan ithalat yoluyla kapatılmaktadır. Nitekim 2025 yılında 1.159 ton süt tozu için 2,3 milyon dolar yurt dışına ödenmiş; 2026'nın ilk iki ayında ise 228 ton için 611 bin dolar daha kaynak aktarılmıştır.
Özellikle ihracat kaydıyla üretilen yerli süt tozunun iç piyasaya sürülmesi, çiğ süt fiyatları üzerinde suni ve ağır bir baskı oluşturmaktadır. Sorunun kaynağını çözmek yerine ithalatla denge kurmaya çalışmak ve yerli üretimi dış ticaret enstrümanlarıyla baskılamak, kısa vadede istatistiksel tabloyu gizlese de uzun vadede milli üretimi tasfiye etmektedir. Sonuç olarak çiftçi üretimden el çekmekte, anaç hayvanını kesime göndermektedir.
Kurumsal Çıkmaz: Fiyat İstikrarı mı, Kurum İstikrarı mı?
Et ve Süt Kurumu (ESK), piyasada fiyat istikrarını sağlamak amacıyla kurulmuş bir yapıdır. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, bu yapının piyasa istikrarını sağlamak yerine kendi kurumsal sürekliliğini ve ithalat mekanizmasını ayakta tutmaya odaklandığını göstermektedir. Güven üretmeyen bir kurumun piyasayı dengelemesi mümkün değildir.
Kısır Döngü Nasıl İşliyor?
1. Üretici zarar eder ve ineğini keser.
2. Arz azalır, açık büyür.
3. Açık; ithalat ve iç piyasaya sürülen süt tozuyla "örtülmeye" çalışılır.
4. Döviz çıkışı artar, borçlanma büyür.
5. Kaynak yeniden dış üreticiye ve ithalatçıya akar.
Sonuç ve Acil Çözüm Çağrısı
Tarımı milli güvenlik meselesi olarak tanımlamak yetmez; onu bütçe disiplini, üretim politikası ve kurumsal dürüstlükle desteklemek gerekir. Tarım Bakanlığı bugün maalesef ticari bir zihniyetle, adeta bir ithalat ofisi gibi yönetilmektedir. Üretim gücünü artırmak için şu önlemler derhal alınmalıdır:
• USK tavsiye fiyatı reel maliyetler ve refah payı gözetilerek hemen güncellenmelidir.
• Yem sübvansiyonları doğrudan üreticiye aktarılmalı, girdi maliyetleri düşürülmelidir.
• Süt tozu, iç piyasada üreticiyi baskı aracı olarak kullanılmaktan çıkarılmalıdır.
Unutulmamalıdır: Üretimden çıkan yetiştirici bir daha geri dönmez. Bu kopuş, Türkiye’yi geri dönüşü zor bir dışa bağımlılık sarmalına sürükler.
Kısır döngüyü kırmak cesaret ister; bu döngüde ısrar etmek ise üreticinin feryadına kulağını tıkayan yanlış bir iradenin tezahürüdür.