|
Tweet |
Kekemelik farkındalık projesi olarak yayına başlayan “Kekele TV” kekemelik sorunu yaşayanların bir dayanışma ağı olarak büyük ilgi görüyor.
Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Seda Fırın’ın aynı fakültede eğitim gören başka bir öğrencinin kendisine kekeme olmasından dolayı iletişim fakültesinde olamayacağını söylemesi üzerine akademisyenlerin ve arkadaşlarının desteğiyle başlattığı “Kekele TV” projesi birçok kekemeye umut oldu. Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenleri ve öğrencileri tarafından kekeme olan Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencisi Seda Fırın’a destek olmak ve konuşma bozukluğuna farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanan “Kekele Tv” projesi kuruluşundan bu yana geçen 3 yıllık süreçte büyük bir kitleye ulaşmayı başardı. Kurulduğu günden bugüne ulusal çapta birçok ödüle layık görülen projeyle kekemeliğe farkındalık oluşturmak amaçlanıyor. Proje koordinatörü Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doktor Öğretim Üyesi Kaan Gez yapıyor. Kekele TV’nın sunucusu Seda Fırın ulusal bir gazetenin sorularını cevapladı.
Fırın, Kekeme olduğunu ilkokulun ilk gününde akranlarının konuşmasıyla dalga geçmesiyle anladı. Ama o konuşmayı çok seviyordu ve en büyük hayali haber spikeri olmaktı. Bu hedef doğrultusunda iletişim okuyan Seda Fırın, YouTube’da Kekele TV’yi kurdu. Şimdi binlerce kekemeye cesaret veriyor.
Araştırmalara göre Türkiye’de 1 milyon kekeme yaşıyor. 27 yaşındaki Kayserili Seda Fırın da onlardan biri. Annesi ve ablası da kekeme olan Fırın, üç yıldır emek verdiği Kekele TV’de binlerce kekemeye umut oluyor. Genç kız aynı zamanda bu yıl Sabancı Vakfı’nın Fark Yaratanları’ndan biri seçildi.
AİLECE KEKEMEYİZ
Seda Fırın, “Kekemelik bizim ailemizde genetik bir durum. Annemde de ablamda da hatta anneannemde de var. Babam işçi, annem ev hanımı. Ailemde kekemelik olduğu için bu konuda bana büyük bir hassasiyetle yaklaştılar. Çocukluğumda dil ve konuşma terapisi yaygın değildi. Ailem kekemelik meselesini bana yaratıcı ve renkli bir şekilde anlatmaya çalıştı. Bende bir farklılık olduğunu biliyordum. İlkokula başladığım ilk gün hoca sınıfa girdi, ‘Herkes kendini tanıtsın, sonra herkes tekrarlasın’ dedi. Herkes ismini söyledi, sınıfça tekrarladık. Bana gelince ben bir heves ismimi söyleyeceğim ama s harfini uzatarak “Sssseda” dedim. ‘Evet arkadaşlar tekrar edelim’ deyince benim kekemeliğimi taklit ederek ‘Sssseda’ dediler ve ardından müthiş bir kahkaha koptu. Veliler bile gülüyordu. Ben de saklandım, ne olduğunu anlayamadım çünkü evde de ismimi böyle söylüyordum ama kimse bana gülmüyordu. Hoca anneme ‘Seda’da kekemelik’ var dedi. Ben bunu duyunca korktum. Kızamık gibi bir hastalık mı diye düşündüm. O gün okuldan eve gelince kapanıp ağladığımı hatırlıyorum. ‘Bana şurup verin, ilaç verin geçsin’ diyordum” diye konuştu.
SPİKER OLMAK İSTİYORDUM
Fırın, kekemelikle ilgili ilk ayrımcılığı okulun ilk gününde böyle yaşadığını belirterek, Televizyonlardaki spikerlere büyük bir ilgi duymaya başladığını anlattın Fırın, “Ben aslında konuşmayı çok seven bir çocuktum. Evde sürekli Haber kanalları açıktı. Spikerler çok güzel konuşuyor, hiç takılmıyorlardı. Ben, ablam ya da annem gibi değillerdi. Annemin dikkatini çekmiş. ‘Bu çocuk çizgi Film değil, ha bire haber kanalı izliyor’ diye. Bir gün bana, ‘Kızım niye bu kadar çok haber izliyorsun’ deyince ben çok zorlanarak ‘Anne ben de böyle konuşmak istiyorum’ demiştim. O da bana ‘Eğer spiker olmak istiyorsan iletişim okuyacaksın’ dedi. Annem o anda beni avutmak için bunu söylese de henüz ilkokuldayken benim aklıma iletişim okumak yerleşti” diye konuştu.
‘ZORAKİ KRAL’ ŞEVK VERDİ
Liseye geldiğinde içine kapanık bir çocuk olduğunu anlatan Seda Fırın, kendini geliştirmek için pek çok alanda çalıştığını belirterek, “Zoraki Kral diye bir film vardı. Kekeme bir kralın öyküsünü anlatıyordu. Bir arkadaşım dedi ki ‘Buradaki karakter bir şeyler yapıyor sen ise içine kapanıyorsun.’ Ben bu düşünceyle konuşmamın üzerine gitmek için pek çok iş denedim. Anketörlük yaptım, sokakta adres sordum, müşteri hizmetlerini aradım, pazarlamacılık yaptım. Çok kez kovuldum, insanlar ‘Seni mi bekleyeceğiz’ diyordu. Ben böyle kendimi deneye deneye iletişim okumaya karar verdim. Kaybedecek bir şeyim yoktu”
HURAFE YÖNTEMLERE İNANMAYIN
Fırın, “Kekele TV’de kekemelikle üzerine hurafelerle ilgili yayınlar yapmak istedim. Bir arkadaşımın ailesi, akrabaları ve komşuları bir WhatsApp grubu kurmuşlar, sürekli hurafelerle arkadaşımın kekemeliğiyle ilgili çözüm bulmaya çalışıyorlar. Yok bitki çayları, yok kanaryanın kuyruğundan tüy yut gibi böyle tuhaf inanışlar var… Arkadaşım benden rica etti, ‘Hurafelerle ilgili bir yayın yap bu gruba bunun linkini atıp kendim gruptan çıkacağım’ dedi, söylediğini yaptık. Bu kanal zamanla insanlara, bunun bir hastalık olmadığını, bir mizah unsuru da olmadığını anlatan bir dayanışma grubu halini aldı” dedi.
UMUT TACİRLERİ TRAVMA YARATIYOR
Türkiye’de konuşma terapisti konusunda büyük eksikler olduğunun altını çizen Fırın, “Ben büyürken çok az sayıda vardı ve çok çok pahalıydı. Hâlâ daha tüm Türkiye’de bin civarı konuşma terapisti var. Bir de maalesef ‘15 günde kekemeliğe son’ ilanları veriliyor. Pek çok insan yüksek ücretler ödeyerek bu umut tacirlerine gidiyor ve büyük hayal kırıklığına uğruyor. Çocuğunun konuşmasını düzeltmek için arsasını satan ve o paraları bu tip terapilere yatıran aileler gördüm. Bu tür umut tacirleri pek çok kekeme çocukta travma yaratıyor” şeklinde konuştu.
HERKESTEN DAHA ÇOK ÇALIŞMAK ZORUNDAYDIM
Niğde Üniversitesi’nde iki yıllık iletişim bölümüne giren Fırın bu noktadan sonra hayalleri için çalışmaya karar verdiğini anlattı. Fırın, “Röportaj ödevlerimiz vardı, kısa filmler çekiyorduk. O kadar çok gayret ediyordum ki bir süre sonra yaptığım röportajları Kayseri’deki yerel basına satmaya başladım. Diğer arkadaşlarımdan daha çok çalışmak zorundaydım. Ama okurken öğretmenlerim de ailem de benim kamera arkasında çalışacağımı düşünüyordu. İki yıllık üniversiteden sonra Kayseri’de yerel haber ajansında iş buldum, işim yazmaktı. Haber bulup yayın yönetmenine sunuyorduk. Ancak ben sunum yapacağım zaman heyecanlanıyordum ve kekemeliğim artıyordu. Bunun önüne geçmek için haber fikirlerimi sunmadan önce iş arkadaşlarıma bir sunum yapıyordum. Onlar da benim haber fikirlerimi çalıyorlardı. Sunum yapmayla ilgili problemimi çözmeye karar verdim. DGS ile iki yıllıktan 4 yıllık iletişim fakültesine geçmek için sınava girdim ve Gümüşhane Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nü kazandım. Uygulamalı bir bölümdü, sürekli sunumlar vardı. Kendimi bu alanda geliştirmek istedim” dedi.
‘SEN NASIL SPİKER OLURSUN’ DEDİLER
Fırın, “Kekele TV Gümüşhane Üniversitesi’ndeki medya merkezinde ortaya çıktı. Okuldan tanımadığım bir çocuk sohbet sırasında bana ‘Senin ne işin var iletişim fakültesinde’ dedi. ‘Ne demek ne işin var, istedim ve geldim’ dedim. Ama o olay bende bir kırılma noktası oldu. Çünkü bir kekemenin ne yapıp ne yapmayacağına kekeme olmayan biri yorum yapamaz diye düşündüm. Bizim kendimizi daha çok ifade etmemiz, insanlara anlatmamız gerekiyor diye düşündüm. Kekele TV’nin ilk fikri bu şekilde oluştu” diye konuştu.
KEKEME ERKEKLER KADINLARDAN FAZLA
Fırın açıklamalarını şöyle tamamladı:
“Kamera önü benim için çok korkutucu olsa da üzerine gittim, bu kanalı kurduktan sonra yaşadıklarımı anlatmak, insanlara da bir örnek olmak hedefindeydim. İzleyenler sorularını da videoların altında yazar, bunun üzerine yeni içerikler üretirim diye düşündüm. 2019 yılında Kekele TV’yi kurduğumda insanlara çok ilginç geldi. Çünkü kekemelik kadınlarda azdır. Kekeme erkeklerin sayısı kadınların sayısının 4 katıdır. İnsanlar bir stüdyo ortamında kekeleyen bir kadın görünce çok şaşırdılar. Kekeme arkadaşlarıma da ‘Kamera önüne geçtim ve hiç de bir şey olmadı’yı gösterdim, cesaret verdim.”
http://www.gumuskoza.com.tr/haber-kekele-tv-sunucusu-seda-firin-spiker-olmak-istiyordum-39284.html