Bugun...



A Partili Bulut: “Şehit ve Gazilerimizin Hakkı Siyasi Hesaplara Kurban Edilemez”

Anahtar Parti Gümüşhane Hukuk Politikaları Başkanı Ömer Bulut, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulunarak, teklifin mevcut haliyle ciddi hukuki soru işaretleri ve toplumsal açıdan önemli sakıncalar barındırdığını söyledi.

facebook-paylas
Tarih: 13-08-2026 23:08

A Partili Bulut: “Şehit ve Gazilerimizin Hakkı Siyasi Hesaplara Kurban Edilemez”

“Teklif koşullu özel af niteliği taşıyor”

TBMM’ye 5 Ağustos 2026 tarihinde sunulan teklifin kapsamına dikkat çeken Ömer Bulut, düzenlemenin terör örgütü PKK’nın silah bırakması karşılığında bazı hukuki kolaylıklar öngördüğünü belirterek, teklifin hukuki niteliğinin tartışılması gerektiğini söyledi.

“Teklif, örgüt kurucusu veya yöneticisi olma, örgüte üyelik, yardım etme, propaganda yapma ve kasten öldürme dışındaki suçlar bakımından hem hükümlülere hem de soruşturma veya kovuşturma süreci devam edenlere yönelik erteleme mekanizmaları getirmektedir. Hükümlülere ilişkin düzenlemenin, mahkûmiyet kararlarının hukuki geçerliliğini koruması nedeniyle koşullu bir özel af niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir.”

“Kamu görevi kısıtlaması kaldırılabilecek”

Teklifte hükümlüler bakımından öngörülen kamu görevi kısıtlamasına da dikkat çeken Bulut, mevcut sistemde denetim süresi boyunca seçilme veya atanma yoluyla kamu görevi üstlenemeyecek kişilerin, teklif kapsamında kurul talebi ve infaz hâkimi kararıyla bu kısıtlamadan kurtulabileceğini belirterek şöyle devam etti:

“Teklifte kural olarak kapsamdaki hükümlüler, denetim süresi boyunca seçilme veya atanma yoluyla kamu görevi üstlenemeyecektir. Ancak kurul talebiyle infaz hâkiminin bu kısıtlamayı kaldırabilmesi mümkün hale getirilmektedir. Böylece bazı hükümlüler bakımından uygulamanın fiilen genel affa dönüşebileceği bir yapı ortaya çıkmaktadır.”

“1 Haziran 2005 tarihi hukuk tekniği açısından sorunlu”

Teklifin tarihsel kapsamına ilişkin değerlendirmelerini de sürdüren Bulut, Abdullah Öcalan’ın mahkûmiyetinin dolaylı biçimde kapsam dışında bırakıldığını, ancak bunun için kullanılan 1 Haziran 2005 tarihinin hukuk tekniği bakımından tutarsız sonuçlara yol açabileceğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Abdullah Öcalan’ın mahkûmiyeti dolaylı biçimde kapsam dışında bırakılırken benimsenen ölçüt olan 1 Haziran 2005 tarihi hukuk tekniği açısından tutarsızlık taşımaktadır. Aynı suçu bu tarihten sonra işleyenler düzenlemeden yararlanabilecek, öncesinde işleyenler yararlanamayacaktır.”

“Örgüt yöneticilerine serbestlik ve kamu görevi yolu açılabilir”

Teklifin örgüt yöneticileri açısından doğurabileceği sonuçlara da dikkat çeken Bulut, kasten öldürme suçunun kapsam dışında tutulmasının tek başına yeterli bir güvence oluşturmadığını savunarak değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Teklif, örgütü uzun süredir yönetmekte olan kişilerin herhangi bir soruşturmaya tabi tutulmadan serbest kalabilmesine, hatta kamu görevi üstlenebilmesine kapı aralamaktadır. Kasten öldürme suçu teklif kapsamı dışında tutulmuş olsa da sivil-asker, Türk-Kürt, yaşlı-çocuk ayrımı gözetilmeksizin çok sayıda kişinin hayatını kaybettiği süreçlerde örgütü yönetenlerin bu düzenlemeden faydalanabileceği görülmektedir.”

Kamu görevlilerinin rehin alınması, alıkonulması ve kötü muameleye maruz bırakılması gibi olaylarda sorumluluğu bulunan kişilerin durumuna da dikkat çeken Bulut, bu kişilerin soruşturmaya uğramadan serbest kalabilmesinin mümkün hale gelebileceğini belirterek, “Keza kamu görevlilerinin rehin alınması, alıkonulması ve kötü muameleye maruz bırakılması gibi olaylarda sorumluluğu bulunanların da soruşturmaya uğramadan serbest kalabileceği görülmektedir. Bu kişiler hakkında bugüne kadar herhangi bir soruşturma dahi açılmamış olması ayrıca dikkat çekicidir” dedi.

“Soruşturma açılması idari kurulun iznine bağlanıyor”

Teklifin soruşturma süreçlerine ilişkin hükümlerini de eleştiren Bulut, henüz soruşturmaya uğramamış örgüt mensupları hakkında soruşturma açılmasının kurulacak idari kurulun iznine bağlandığını belirterek şöyle konuştu:

“Teklif, henüz soruşturmaya uğramamış örgüt mensupları hakkında, suç türü fark etmeksizin soruşturma açılmasını kurulacak idari kurulun iznine bağlamaktadır. Ayrıca örgüt yöneticileri hakkında açılmış soruşturmalar dahi, kasten öldürme suçlarına iştirak araştırılmaksızın savcı kararıyla ertelenebilecek; bu karara itiraz sulh ceza hâkimince incelenecektir. Ağır yaralanma ve kalıcı sakatlığa yol açan saldırılarda bulunan örgüt mensupları da soruşturmasız serbest bırakılabilecektir.”

“Hak yoksunlukları tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılıyor”

Soruşturma veya kovuşturması ertelenen kişilerin denetim sürecindeki haklarına da değinen Bulut, teklifin bu kişiler açısından önemli bir ayrıcalık oluşturduğunu belirterek değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Soruşturma veya kovuşturması ertelenen kişiler, denetim sürecinde herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın seçilme veya atanma yoluyla kamu görevi üstlenebilecektir. Teklifte ayrıca soruşturma veya kovuşturma nedeniyle doğan hak yoksunluklarının ‘tüm sonuçlarıyla’ ortadan kaldırılacağına dair bir hüküm yer almakta, ancak bu hükmün mevcut hukuk sistemiyle bağdaşır ve uygulanabilir bir yönü bulunmamaktadır.”

“Örgütün malvarlığının akıbeti düzenlenmemiş”

Teklifte eksik bırakıldığını düşündüğü konulara da değinen Bulut, örgütün kontrolündeki malvarlığının akıbetine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığını belirterek şöyle konuştu:

“Teklifte, örgütün kontrolündeki malvarlığının akıbetine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yalnızca daha önce başka bir suç soruşturması kapsamında el konulmuş değerlerin müsadere edileceği belirtilmekte, bu ise sorunu çözmemektedir.”

“Terörsüz Türkiye’ye evet, teröristle müzakereye hayır”

Teklifin genel çerçevesine ilişkin değerlendirmesini sürdüren Bulut, terörün sona ermesini desteklediklerini ancak bunun hukuk devleti ve adalet ilkelerinden taviz verilerek gerçekleştirilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Anahtar Parti Gümüşhane Hukuk Politikaları Başkanı olarak, terörün nihayete ermesini ve evlatlarımızın huzur içinde büyüyebileceği bir Türkiye’yi kırk yıldır bu ülkenin ödediği ağır bedelin bir gereği olarak görüyor, ‘Terörsüz Türkiye’ye evet, teröristle müzakereye hayır’ diyorum.”

Teklifin mevcut haliyle terörün sona erdirilmesinden çok, örgüt yöneticileri de dahil olmak üzere geniş bir kesimin hesap vermesinin önünü kapatabilecek bir yapı oluşturduğunu savunan Bulut, devletin hukuk devleti niteliğine ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Yukarıda maddeler halinde ortaya koyduğumuz hukuki sakıncalar, bu teklifin terörün bitirilmesinden çok, örgüt yöneticileri de dahil olmak üzere geniş bir kesime hesap sorulmasının önünü kapatan, adeta örgütle eşit şartlarda müzakere edilmiş bir metin görünümü verdiğini ortaya koymaktadır. Devletin, silah bırakmamış bir yapı karşısında bu denli geniş bir hukuki kolaylık sağlaması, hukuk devleti, egemenlik ve adalet duygusunu zedeleyici bir tablo oluşturmaktadır.”

“Şehit ve gazilerimizin hakkı siyasi hesaplara kurban edilemez”

Teklifin şehit aileleri ve gaziler açısından oluşturduğu vicdani boyuta da dikkat çeken Bulut, yıllardır ağır bedeller ödeyen şehit aileleri ve gazilerin temel haklarının öncelikli olarak ele alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Bu tablo, aynı zamanda derin bir vicdan sorunu doğurmaktadır. Yıllardır uzuvlarını, gözlerini, evlatlarını bu topraklar için feda etmiş şehit aileleri ve gaziler, en temel özlük haklarını dahi meydanlarda aramak zorunda bırakılırken; örgüt yöneticilerine soruşturmasız serbestlik ve kamu görevi yolu açılması vicdanları derinden yaralamaktadır. Bir tarafa ‘umut hakkı’, ‘makam hakkı’ tanınırken, bu uğurda can veren şehitlerimize ve gazilerimize protez, geçim ve saygın bir yaşam hakkının dahi görülmemesi, kabul edilebilir değildir.”

“2023 seçimlerinde verilen yetki bu değildi”

Teklifin 2023 seçimlerinde ortaya konulan siyasi iradeyle de çeliştiğini savunan Bulut, seçmenin teröre karşı kararlılık ve güvenlik politikaları yönündeki iradesine dikkat çekerek değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Bu düzenleme, aynı zamanda 2023 seçimlerinde milletin iktidara verdiği yetkinin dayandığı zeminle de açıkça çelişmektedir. Millet, o seçimlerde teröre karşı kararlılık vaadine, şehitlerin hatırasına ve güvenlik söylemine itimat ederek iradesini ortaya koymuştur; bu iradenin, örgüt yöneticilerini kapsayan bir şartlı genel af düzenlemesine dönüştürülmesi için verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Milletimiz bu yetkiyi, bugün karşı karşıya bırakıldığı tabloyu yaşaması için vermemiştir.”

“Teklif bu haliyle bekletilmeli”

Açıklamasının sonunda TBMM’ye sunulan teklifin mevcut haliyle bekletilmesi çağrısında bulunan Bulut, şehit ve gazi haklarının öncelikli olarak çözüme kavuşturulmasını isteyerek sözlerini şöyle tamamladı:

“Anahtar Parti Gümüşhane Hukuk Politikaları Başkanı olarak, teklifin bu haliyle bekletilmesini; şehit ve gazi haklarının siyasi hesapların üzerinde tutularak öncelikle ve eksiksiz biçimde çözüme kavuşturulmasını; Kürt sorununun çözümüne ve örgütün fiilen sona erdirilmesine yönelik çalışmanın ise akademik çevrelerin katkısıyla, hukuk devleti, şeffaflık ve milli iradeye saygı ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmasını talep ediyorum. Aksi halde, bu haliyle yasalaşacak bir düzenlemenin hem hukuki uygulamada ciddi bir kaosa hem de toplumsal vicdanda onarılması güç bir yaraya yol açacağını kamuoyunun bilgisine sunuyorum.”

 

A Partili Bulut: “Şehit ve Gazilerimizin Hakkı Siyasi Hesaplara Kurban Edilemez” – Gümüşhane Olay Gazetesi




Bu haber 103 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARA
YUKARI YUKARI