|
Tweet |
Yeniden Refah Partisi Gümüşhane İl Başkanı Ziya Nas İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya dahil edilmesi noktasında Türkiye’nin “veto” kararlılığından vazgeçmesini değerlendirdi. Nas, son dönemlerde sıkça yaşanan tiyatronun bir kez daha sahnelendiğini belirterek, dış politik kararlarda öncelikli olarak vatandaşın gönlünden geçenlerin yüksek perdeden dile getirildiğini ardında ise emperyalist güçlerin dayatmalarına boyun eğildiğini söyledi.
ABD’nin ikinci dünya savaşı sonrası yeni tip sömürgecilik anlayışı oluşturmakta olduğunu, NATO’nun da bu hedef doğrultusunda kurulduğunu kaydeden İl Başkanı Nas, “NATO; kuvvetli devletin zayıf devletleri korumaya yönelik kurduğu bir rejimin unsurudur. Maalesef bu rejimde güçlü devlet konumundaki ABD uluslararası yetkileri kendinde toplama gayesindedir. Korunan devletler ise iç işlerinde hür olarak görünüyor olsa da güçlü olan devletin müdahalelerine maruz kalmaktadır. Dünyanın geldiği nokta bunun göstergesidir. Bu gün; Rusya’nın Ukrayna işgali başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya siyasetinde söz sahibi olmak isteyen devletlerin “hizaya çekilmesi” için bir unsur olarak kullanılmaktadır. Yaşananlar “Ölümün gösterilip sıtmaya razı edilme” çabasıdır. Ukrayna’nın, İsveç’in, Finlandiya’nın NATO üyeliği talep etmeleri “sıtmaya” razı olmalarının sonucudur. Türkiye elindeki “veto” kartıyla bu oyunu bozma şansına sahipken daha önceki yıllarda da örneklerine şahit olduğumuz içi boş sözler ile kandırılmıştır. Kamuoyuna yansıtıldığının aksine NATO’da zafer kazanılmamış aksine geri adım atılmıştır” dedi.
Madrid zirvesi öncesi ABD başkanıyla yapılan görüşmeye dikkat çeken Başkan Ziya Nas, “Türkiye, Madrid’deki zirvede İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girişlerinin önündeki vetosunu maalesef geri çekmiştir. İsveç ve Finlandiya’yı teröre destek vermekle suçlarken, NATO’nun kurucu üyesi, sözde müttefikimiz ABD’nin benzer faaliyetlerine, PYD/YPG’ye olan kayıtsız desteğine vurgu yapılmaması dikkat çekicidir. İsveç ve Finlandiya’nın, uzun yıllardır terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye’nin hassasiyet ve endişelerine dikkat edeceklerine dair yazılı taahhütte bulunmaları, bir uluslararası resmi metinde, PYD/YPG ve FETÖ’nün terör örgütü olarak nitelendirilmeleri, elbette kayda değer gelişmelerdir. Bununla birlikte imzalanan metin sadece ‘iyi niyet mutabakatı’ olarak nitelendirilebilecek bir metindir” diye konuştu.
İsveç ve Finlandiya’nın, kağıt üzerindeki taahhütlerini yerine getirmedikleri takdirde ne olacağı konusunun muğlak kaldığını dile getiren Nas, “ Her iki ülke de zaten daha önce AB’nin terör örgütleri listesinde yer alan PKK’yı terör örgütü olarak nitelendirmelerine rağmen örgüte bugüne kadar tam destek vermiş, her türlü eylemlerinin yolunu açmış, en ufak bir müdahalede bulunmamıştır. NATO’da imzaladıkları taahhütname, her iki ülkenin tavırlarında somut olarak neyi değiştirecektir? Türkiye’nin, Finlandiya ve İsveç’e vetosunu çekmek için bu kadar acele etmesinin gerçek sebepleri nelerdir?” şeklindeki soruların cevapsız kaldığını söyledi.
Önümüzdeki süreçte İsveç ve Finlandiya’nın aksi tutumlarına karşın, “Dost ve müttefiklerimizin samimiyetsizlikleri bizi üzmektedir” minvalindeki açıklamaların muhtemel olduğuna vurgu yapan Başkan Nas, “Müttefik bildiklerimizin ülkemize yönelik dönem dönem haksız tutumlarda bulundukları herkesin malumudur. Yunan adalarının silahlandırılmaları, ABD askeri üslerinin sınırlarımızın hemen yanı başında konumlandırılmaları bu durumun en son örnekleridir. Dolayısıyla bu gibi mutabakatların her zaman somut karşılığı olmamaktadır” şeklinde konuştu.
Özellikle ekonomideki sıkışmışlık nedeniyle iktidarın geri adım attığını savunan Başkan Nas, “Yeniden Refah Partisi olarak hatırlatmak isteriz ki; iflas etmiş Batı güdümlü politikalardan ve kuruluşlardan derman beklemek beyhudedir. Çare rahmetli Erbakan Hocamız’ın önderliğinde kurulan D-8’de ve devamı olan D-60 ile D-160 oluşumlarındadır” ifadelerini kullandı.