Bugun...



UNUTULAN ŞEHİR: GÜMÜŞHANE Gümüşhane Neden Göç Veriyor?

Gümüşhane, 657 bin hektarlık alanıyla Karadeniz’in iç kesiminde yer alan; yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle ülkemizin en özel şehirlerinden bir

facebook-paylas
Tarih: 07-09-2026 22:10

UNUTULAN ŞEHİR: GÜMÜŞHANE Gümüşhane Neden Göç Veriyor?

Gümüşhane, 657 bin hektarlık alanıyla Karadeniz’in iç kesiminde yer alan; yer altı ve yer üstü zenginlikleriyle ülkemizin en özel şehirlerinden biri. Yaylaları, ormanları, su kaynakları, köklü tarihi, madenleri, tarım ve hayvancılık potansiyeliyle aslında Gümüşhane’nin elinde müthiş bir güç var. 1924’te il olan şehrimiz, aradan geçen koca bir asra rağmen ne yazık ki bu potansiyeli hak ettiği kalkınmaya dönüştüremedi. Bugüne geldiğimizde acı ama net bir tabloyla karşı karşıyayız: Gümüşhane, kaynağı olduğu halde zenginleşemeyen, üretme gücü varken insanını elinde tutamayan bir şehir haline geldi.
Bunun en somut kanıtı da bitmek bilmeyen göç. Şehir nüfusumuzun katbekat fazlası hemşehrimiz; eğitim, iş ve bir gelecek kurma umuduyla başka şehirlere, hatta yurt dışına gitti. Sokaklarımızda gençlerin azaldığını, ilçelerimizin yaşlandığını ve birçok yerin adeta emekli kentine dönüştüğünü hepimiz görüyoruz. İki yıldır köy köy, ilçe ilçe insanımızı dinliyorum. Gençlerimizin kurduğu cümle hemen hemen aynı: “Burada iş bulamazsak biz de gitmek zorundayız.” Bu söz sadece bir işsizlik şikâyeti değil; Gümüşhane’nin geleceği için verilmiş çok ciddi bir alarmdır. Çünkü bir şehir gençlerini kaybediyorsa, sadece nüfusunu değil, yarınlarını da kaybeder.
Başka Şehirlerin Gölgesinde Kalmamalıyız
Doğruya doğru konuşmak gerek: Gümüşhane, Trabzon ve Erzurum’un ekonomik veya siyasi gölgesinde kaldığı sürece bu göçü durduramayız. Birçok hemşehrimizin şehrimizin Trabzon’un bir ilçesi gibi görülmesinden rahatsız olması hiç de tesadüf değil. Gümüşhane kendi ekonomik kimliğini kazanmak, kendi kaynaklarını işlemek ve kendi yolunu çizmek zorunda. Bu durum komşu illerle yarışmak demek de değil; aksine Gümüşhane’nin güçlenmesi Trabzon’un da Erzurum’un da, bütün bölgenin de güçlenmesi demektir.
Ancak bunun için kendi gerçeklerimize uygun bir model şart. Yıllardır süren yayla tartışmalarına da artık başka bir gözle bakmalıyız. Yaylaları sınırlar üzerinden bir kavga sebebi yapmak yerine, ortak bir zenginlik olarak görmeliyiz. Devletin amacı insanları veya komşu illeri karşı karşıya getirmek olmamalı; bu alanları turizme, tarıma ve hayvancılığa açarak bölgenin tamamına kazandırmak olmalıdır. Yaylalarımız tartışma değil, kalkınma sahamız olmalı.
Ulaşım Çilesi Artık Bitmeli
Ulaşım sorununu çözmeden Gümüşhane’nin kalkınmasından bahsedemeyiz. Bir kentin üretebilmesi, yatırımcıyı ve turisti çekebilmesi, ürettiği malı pazara ulaştırabilmesi için önce yolunun açık olması gerekir. Bu yüzden ulaşım meselesi seçim vaadı olmaktan çıkıp, takvimi ve bütçesi belli net yatırımlara dönüşmelidir. Tirebolu-Kürtün Yolu, Köse Dağı geçişi, Pekün ve Tersun Tünelleri yıllarca sadece konuşulan projeler olarak kalmamalı. İnsanımız artık laf değil, icraat istiyor. Her seçimde aynı sözleri duymak yetmiyor; ne zaman başlayacak, ne zaman bitecek, ne kadar bütçe ayrıldı, bunların net olarak açıklanması lazım. Gümüşhane’nin geleceği belirsizliğe terk edilemez.
Kaynağımız Var, Eksik Olan Şey Katma Değer
Kaderimiz gibi görünen pek çok sorunu doğru bir planlamayla aşabiliriz. En büyük şansımız şu: Bizde kaynak eksikliği yok, var olan kaynağı doğru işleyememe sorunu var. Ormanımız, madenimiz, toprağımız, suyumuz, hayvancılık kültürümüz, yetişmiş insanımız var. Peki o zaman neden göç veriyoruz? Çünkü kaynaklarımızı sadece ham madde olarak görüyor, onları işleyip değer katacak tesisleri kuramıyoruz. Artık bu zihniyet değişmeli. Gümüşhane’nin kaynağı başka şehirleri zengin ederken Gümüşhane’nin kendisi fakir kalmamalı.
1. Ağacı Sadece Kesmek Değil, Değere Dönüştürmek
Şehrimizin yaklaşık yüzde 38’i orman. Bu devasa bir potansiyel. Ancak mesele ağacı kesip ham satmak değil; onu burada işlemek, üretimi ve istihdamı burada yaratıp parayı Gümüşhane’de bırakmaktır. Mobilyadan ahşap teknolojilerine, ambalajdan yapı elemanlarına kadar entegre tesisler kurmalıyız. Devlet de teşviklerle, vergi kolaylıklarıyla yatırımcının önünü açmalı. “Büyük tesis kuracak arazi nerede?” diyenlere cevabımız net: Diğer ilçelerimizde bu yatırımlar için gayet uygun alanlar var. Yeter ki doğru planlayalım.
2. Madenlerimizi Çıkaralım Ama Şehri Maden Ocağına Çevirmeyelim
Şehrimizin büyük bölümünün maden ruhsatlı olduğu bir gerçek. Ancak “Madenciliğin her türlüsüne karşıyız” anlayışıyla “Ne pahasına olursa olsun çıkaralım” mantığı arasına sıkışmak zorunda değiliz. Bizim yolumuz; doğayı ve insan sağlığını koruyan, kamu yararını gözeten sürdürülebilir madenciliktir. Bugünün gelirini artıracağız diye yarının kaynaklarını yok edemeyiz. Bütün rezervi çıkarıp ham madde olarak dışarı göndermek kalkınma değildir. Asıl hedef, madenden sanayi üretmektir. Madenimizi burada işleyelim, zenginleştirelim, yüksek değerli ürünlere dönüştürelim. Böylece işlenmesinden lojistiğine, makinesinden yan sanayisine kadar dev bir zincir kurabiliriz. Hatta maden gelirlerinin bir kısmı doğrudan şehrimizin altyapısına ve doğanın ihyasına aktarılmalı.
3. Kürtün’ün Ustalığı Savunma Sanayisine Kazandırılmalı
Gümüşhane’nin doğası kadar insanı da kıymetli. Özellikle Kürtün’de babadan oğula geçen silah imalatı ve metal işçiliği ustalığını, modern teknoloji ve eğitimle birleştirip savunma sanayimizin hizmetine sunabiliriz. Amacımız eski usul üretimi aynen devam ettirmek değil; bu ustalığı yüksek standartlarla buluşturmak. Ayrıca çetin coğrafyamız da bir avantaja dönüştürülebilir. Şehrimize kapsamlı bir Komando Eğitim Merkezi kurulması hem askerî açıdan hem de konaklamadan hizmet sektörüne kadar yerel ekonomimiz açısından şehre büyük canlılık katacaktır.
4. Kelkit, Köse ve Şiran Tarımın Kalbi Olmalı
Tarımda geleceğimizi özellikle Kelkit, Köse ve Şiran hattında yeniden şekillendirmeliyiz. Hububattan patatese verimi artırmak yetmez; “üret, işle, paketle, markalaştır ve pazarla” zincirini kurmalıyız. Mesela meşhur fasulyemizi ham satmak yerine modern tesislerde işleyip markamızla satmalıyız. Uygun alanlarda seracılığı yaygınlaştırmalı, küçük üreticiyi koruyan kooperatif modelleri geliştirmeliyiz. Çünkü çiftçimizin ana sorunu sadece üretmek değil, emeğinin karşılığını alabilmektir.
5. Hayvancılıkta Hayvan Sayısını Artırmadan Ekonomik Değer Yaratamayız
Gümüşhane’nin güçlü bir hayvancılık kültürü var ama bugün ne büyükbaşta ne de küçükbaşta ekonomik bir değer üretebilecek, pazarda söz sahibi olabilecek hayvan sayısına sahip değiliz. Sayının yetersiz olduğu bir yerde hayvancılıktan bölgesel bir zenginlik doğamaz. Bu nedenle ilk işimiz; somut teşvikler ve projelerle şehrimizdeki büyükbaş, koyun ve keçi varlığını süratle ve planlı şekilde artırmak olmalıdır.
Ancak hayvan sayısını artırmak tek başına yetmez; bugün üreticimizin belini büken en büyük krizlerden biri de çoban bulamamaktır. Bu kronikleşen çoban problemi, devlet eliyle ve İŞKUR üzerinden geliştirilecek özel istihdam ve sosyal güvence projeleriyle çözüme kavuşturulmalıdır.
Mera yapımıza son derece uygun olan küçükbaş hayvancılığı ve büyükbaş besiciliğini hayvan sayısı artışıyla destekledikten sonra; kaliteli damızlık merkezleri, yem alanları, süt/et işleme tesisleri ve soğuk zincir altyapısını kurarak Gümüşhane’yi hayvancılıkta yeniden bölgenin üretim merkezi haline getirebiliriz.
6. Su Kaynaklarımızı Ekonomik Değere Dönüştürmeliyiz
Sularımız sadece içmek ya da tarlayı sulamak için değil, su ürünleri yetiştiriciliği için de biçilmiş kaftan. Balık yavrusu ve damızlık üretimi, kuluçkahaneler ve işleme tesisleri planlanabilir. Mantık hep aynı: Kaynağı sadece tüketmek değil, ondan ekonomik bir değer yaratmak.
7. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Yeni Bir Gelir Kapısı Olabilir
Gümüşhane’nin yüksek rakımlı doğal yapısı, tıbbi ve aromatik bitkiler açısından muazzam bir potansiyel barındırıyor. Merkez, Torul ve Kürtün başta olmak üzere uygun bölgelerde; tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirilmesi, kurutulması, işlenmesi, kozmetik ve gıda sanayisine kazandırılması desteklenmelidir. Doğru üretim modeli, doğru pazar ve teşviklerle bu alan kırsaldaki hemşehrilerimiz için güçlü ve alternatif bir gelir kapısı oluşturacaktır.
8. Yaylalarımızı Sınır Kavgasından Kalkınma Projesine Dönüştürelim
Yaylalarımızı sadece yazın birkaç ay kullanılan yerler olmaktan çıkarmalıyız. Doğa, yayla, kış, gastronomi ve kültür turizmini bir bütün olarak ele almalıyız. Yaylalarımızı birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan rotalar haline getirebiliriz. Ulaşım, konaklama, yürüyüş parkurları ve dijital tanıtımla yaylalarımızdan kavga değil, gelir üretmeliyiz.
9. Kendi Enerjisini Üreten Bir Şehir Olmalıyız
Güneş, rüzgâr ve su potansiyelimizi doğaya zarar vermeden kullanmalıyız. Ama amacımız sadece enerji satmak değil; ucuz ve güvenilir enerjiyle kendi sanayimizin, çiftçimizin maliyetini düşürmek olmalı. Enerjisini kendi üreten ve verimli kullanan bir Gümüşhane’nin rekabet gücü de katbekat artacaktır.
Bütün Bunların Merkezinde Gençlerimiz Var
Yaptığımız veya yapacağımız her projenin asıl amacı fabrika kurmaktan ya da turizm tesisi açmaktan öte bir şey: Gençlerimize kendi memleketlerinde güzel bir gelecek sunabilmek. Gümüşhane’nin en büyük serveti altındaki maden değil, yetişmiş insanıdır. Biz gençlerimize burada bir gelecek sunamazsak, onları davulla zurnayla gurbete göndermeye devam ederiz. Bir genç İstanbul’a, Ankara’ya ya da yurt dışına gittiğinde sadece bir kişi gitmiyor; bir ailenin geleceği, bir köyün nüfusu, kentin üretim gücü gidiyor. Bu yüzden tüm kalkınma planlarımızın odağında gençleri memlekette tutmak olmalı.
Yeni Bir Kalkınma Modelini Hayata Geçirmeliyiz
Günü kurtaran geçici çözümleri bir kenara bırakıp, en az 20-30 yıllık bütüncül bir plan yapmalıyız. Ulaşım, tarım, maden, orman, savunma sanayisi, enerji, turizm ve eğitimi tek bir çarkın dişlileri gibi birleştirmeliyiz. Madencilik sadece dağda taş kazmak değildir; makinedir, lojistiktir, istihdamdır, mesleki eğitimdir. Tarım sadece tarlayı sürmek değildir; tohumdur, sulamadır, markadır, pazarlamadır, ihracattır. İhtiyacımız olan şey tam da bu: Kaynaklarımızı birbirine bağlayan güçlü bir kalkınma zinciri.
Kader Demeyi Bırakıp Plan Yapmalıyız
Gümüşhane’nin kaderi göç vermek, gençlerini kaybetmek, madenini ham satıp izlemek, komşu illerin gölgesinde kalmak ya da bir emekli kentine dönüşmek değildir. Bunlar kader değil, geçmişteki eksik ve yanlış politikaların sonucudur. Doğru bir planlamayla yeniden üretim merkezi olabiliriz. Doğru yatırımla gençlerimizi burada tutabilir, doğru ulaşımla pazarlara bağlanabilir, doğayı bozmadan madenimizi işleyebilir, köylerimizi ve yaylalarımızı dört mevsim yaşayan değerlere dönüştürebiliriz. Ve günün sonunda Gümüşhane, göç veren değil; üreten, yatırım çeken ve insanına refah sunan bir şehir haline gelir.
Son Söz
Gümüşhane bugün unutulmuş olabilir, ama unutulmak zorunda değildir.
Eğer önlem alınmaz ise tarih bizi sömürülen şehir olarak anacaktır.
Bizim derdimiz sadece nüfus sayılarını artırmak değil; Gümüşhane’de yaşayan her bir insanımızın kendi memleketinde başı dik, onurlu ve kazançlı bir hayat sürmesidir.
Yaylasına sahip çıkan, toprağını koruyan, madenini ve ormanını akılla işleyen, tarımını ve hayvancılığını modernleştiren, enerjisini üreten, ulaşım çilesini bitiren ve en önemlisi gençlerine sahip çıkan bir Gümüşhane kesinlikle mümkündür.
Artık başkalarının planlarında küçük bir dipnot olmaktan çıkıp, kendi geleceğimizi kendimiz yazmalıyız. Bize yeni sloganlar değil, yeni bir anlayış lazım. Ve artık "Gümüşhane neden göç veriyor?" diye dövünmek yerine, "Bu kaynakları hemşehrilerimizin refahına nasıl dönüştürürüz?" sorusuna odaklanmalıyız.
Benim cevabım gayet net: Gücümüz de var, toprağımız da, madenimiz de, insanımız da. Eksik olan tek şey; ortak akıl, uzun vadeli bir plan ve kararlı bir iradedir. Gümüşhane bunu fazlasıyla hak ediyor. Şehrimiz unutulmuş bir yer değil, el birliğiyle yeniden ayağa kaldırılacak bir cevherdir.




Bu haber 133 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARA
YUKARI YUKARI