Bugun...



Ulutaş: Anayasa Adalete Rehber mi, İktidara Kılıf mı?

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, Anayasa, yargı bağımsızlığı ve kamu yönetiminde tarafsızlık tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ulutaş, “Anayasa, iktidarların arzusuna göre şekillendirilecek bir hamur değil; iktidarları sınırlandıran ve bağlayan en üst normdur” dedi.

facebook-paylas
Tarih: 22-09-2026 22:53

Ulutaş: Anayasa Adalete Rehber mi, İktidara Kılıf mı?

İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Zafer Ulutaş, siyaset dünyası ve kamuoyunda son günlerde peş peşe gelen açıklamalarla yeniden tartışılmaya başlanan Anayasa, yargı bağımsızlığı ve tarafsız kamu yönetimi anlayışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kamusal yetkiyi elinde bulunduran yönetim kademelerinin yaklaşan seçimler için aktif siyasi hedefler göstermesinin, kamu kurumlarının nesnelliği ve bağımsızlığı ilkesiyle bağdaşmadığını belirten Ulutaş, bu tutuma yönelik tepkilere dikkat çekti.

Ulutaş, 2017 değişikliği öncesinde Anayasa’da yer alan “seçim güvenliği ve tarafsızlığı için kilit icracı bakanların görevlerinden çekilmesi” ilkesinin ve bu ilkenin temsil ettiği kamu idaresindeki tarafsızlık anlayışının hatırlatıldığını ifade etti.

Bugün gelinen noktada yürütme organının doğrudan taraf belirtip saha çalışması çağrısı yapmasının, “Nereden nereye geldik?” sorusunu gündeme getirdiğini belirten Ulutaş, kamu yönetiminde tarafsızlık konusunun yeniden tartışılması gerektiğini savundu.

 

DÜN BAŞKA, BUGÜN BAŞKA MI?

 

Geçmiş tarihlerde vatandaşlık tanımının yenilenmesi, ana dil öğretimi ve kullanımı, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile toplumsal bütünleşme gibi esneklik gerektiren başlıkların gündeme taşındığını hatırlatan Ulutaş, son açıklamalarda ise Türk milleti, vatandaşlık, Türkçe, üniter yapı ve laiklik gibi ilkelerin yeniden aşılmaz “kırmızı çizgiler” olarak ilan edildiğini belirtti.

Ulutaş, buradaki temel meselenin söz konusu ilkelerin korunması olmadığını, daha önce tartışmaya açılan alanların bugün hangi anayasal sınırlar içerisinde ele alındığının netleştirilmesi olduğunu ifade etti.

Kapsamlı ve bütüncül bir yeni anayasa hedefinin seçim sonrasına ertelenerek, bu dönemde yalnızca sınırlı bir-iki değişikliğin işaret edilmesini de değerlendiren Ulutaş, bunun kamuoyundan gelen tepkiler neticesinde “kırmızı çizgilere” sığınılarak atılmış stratejik bir geri adım görüntüsü verdiğini savundu.

“PERDE ARKASINDAKİ PLAN FARKLI OLABİLİR”

Ulutaş, mevcut süreçte perde arkasındaki planın daha farklı olabileceğini belirterek üç başlığa dikkat çekti.

Ulutaş’a göre bu başlıklardan ilki, mevcut yönetimin önünün açılması. Bu dönem yapılacağı söylenen sınırlı değişikliklerin, doğrudan mevcut Cumhurbaşkanı’nın yeniden aday olmasının önünü açacak hukuki düzenlemeden ibaret olması muhtemel görülüyor.

İkinci olarak büyük dönüşümlerin ertelenmesi gündeme geliyor. Ulutaş, kamuoyunun sınırlı değişikliğe razı edilmesiyle vatandaşlık, dil ve yerel yönetimler gibi asıl büyük anayasal dönüşümlerin seçim sonrasına ertelenerek dondurulduğu yönünde bir izlenim oluştuğunu belirtti.

Üçüncü başlığın ise seçim odaklı denge hesabı olduğunu ifade eden Ulutaş, böylece seçim öncesi muhafazakâr-milliyetçi seçmenin tepkisinin dindirilebileceğini, seçim sonrasında ise büyük anayasa değişikliği için farklı siyasi aktörlerin desteğini alacak kapının açık tutulabileceğini savundu.

“SİYASİ SÖYLEMLER SABİT KALMADI”

Geçmişte yaşanan tecrübeler ve siyasi hafızanın, bu anlayışın düşünce ve söylemlerinin hiçbir zaman sabit kalmadığını gösterdiğini belirten Ulutaş, daha önce “asla yapmayacağız” ya da “gündemimizde yok” denilen adımların, şartlar olgunlaştığında birer birer hayata geçirildiğini savundu.

Ulutaş, şeffaflık ve toplumsal güven açısından bugün “kırmızı çizgi” olarak sunulan çerçevenin seçim odaklı taktiksel ertelemelerle ilişkisinin ve gerçek amacının açıkça ortaya konulması gerektiğini ifade etti.

Hukuk ve siyaset sahnesinde güven bir kez zedelenip inanç kaybolduğunda, erteleyici veya “kırmızı çizgili” söylemlere samimiyetle inanma imkânının da kalmayacağını belirtti.

“ANAYASA DURUYOR, KARAR ÇOKTAN VERİLMİŞ”

Seçim tarihi, adayın kim olacağı ve hatta son kez aday olunacağına dair kesin ifadeler kullanılarak adeta takvim ilan edildiğini belirten Ulutaş, “Görünüşe göre işler oldukça kolay: seçim tarihi de belli, aday da belli, sonuç da ilan edilmiş gibi… Oysa Türkiye Cumhuriyeti bir anayasa devletidir” dedi.

Anayasa’nın 101. maddesinin bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebileceğini açıkça düzenlediğini belirten Ulutaş, 116. maddenin ise bu kuralın istisnasını, TBMM’nin üye tamsayısının 3/5 çoğunluğuyla, yani 360 milletvekiliyle seçimlerin yenilenmesi kararına bağladığını ifade etti.

Ulutaş, bu maddenin ikinci dönemini yürüten bir Cumhurbaşkanının yeniden aday olabilmesine imkân verip vermediğinin ise başlı başına tartışmalı bir yorum meselesi olduğunu belirtti.

Yasama organı olan TBMM henüz böyle bir irade beyan etmemişken ve anayasal süreçler tamamlanmamışken, yürütmenin ve kamu yönetiminin bugünden çıkıp sonucu ilan etmesinin, yasama iradesini önceden varsayan ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin ruhuyla bağdaşmayan bir tutum olduğunu savunan Ulutaş, “Yasama organının yetkisi, yürütmenin siyasi ikballeri uğruna yok sayılamaz” dedi.

“ANAYASA İKTİDARA GÖRE Mİ, İKTİDAR ANAYASAYA GÖRE Mİ ŞEKİLLENECEK?”

Meselenin kişilerden ya da siyasi aktörlerden bağımsız olduğunu belirten Ulutaş, asıl konunun hukukun üstünlüğü ve demokrasinin geleceği olduğunu ifade etti.

Anayasa’nın 101. maddesindeki iki dönem sınırını, 116. maddeyi adeta bir “arka kapı dolanma aracı” haline getirerek aşmaya çalışmanın; anayasa metninin yalnızca işine gelen cümlesini çekip alıp ruhunu, amacını ve demokratik hukuk devleti ilkesini yok saymak anlamına geleceğini savundu.

“Adalet kavramı yönlendirilemez, eğilip bükülemez; adalet koşulsuz bir şekilde adil olmak zorundadır” diyen Ulutaş, Anayasa’nın iktidarların arzusuna göre şekillendirilecek bir hamur olmadığını, iktidarları sınırlandıran ve bağlayan en üst norm olduğunu belirtti.

İktidarların sandıkla geldiğini ve sandıkla gittiğini ifade eden Ulutaş, ancak Anayasa’nın kişilere ve dönemsel siyasi hesaplara göre bükülmesi halinde geriye ne sınırlandırılmış bir iktidarın ne de güvenilecek bir adalet mekanizmasının kalacağını savundu.

Ulutaş, kamu makamlarından yapılan yönlendirici, henüz yasal dayanağı bulunmayan bir sonucu kesinmiş gibi sunan ve kamusal tarafsızlığı zedeleyen açıklamaların doğru bulunmadığını belirterek değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Devlet adaletle yaşar, adalet ise ancak tarafsızlıkla ayakta kalı

 

Ulutaş: Anayasa Adalete Rehber mi, İktidara Kılıf mı? | Gümüşhane Kuşakkaya Gazetesi




Bu haber 74 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARA
YUKARI YUKARI