|
Tweet |
Ulusal Hububat Konseyi verilerine göre 2026 yılı buğday üretiminin 22,75 ile 23,25 milyon ton arasında gerçekleşmesinin beklendiğini hatırlatan Ulutaş, bu rakamın Türkiye’nin uzun yıllar ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti.
Üretimdeki artışı yalnızca yağışlarla açıklamak doğru olmaz” diyen Ulutaş, son yıllarda üreticinin ekonomik koşullar nedeniyle buğdaya yöneldiğini ifade etti.
Pamuk ve mısır üretiminde yaşanan ekonomik sıkıntıların birçok üreticiyi buğday ekimine yönlendirdiğini vurgulayan Ulutaş, özellikle Çukurova, Ege ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde önemli ekim alanı değişiklikleri yaşandığını söyledi.
Buğdayın daha az su tüketmesi ve maliyetlerinin daha öngörülebilir olması nedeniyle çiftçinin tercihi haline geldiğini kaydeden Ulutaş, “Üretici bugün ekonomik dalgalanmalara karşı buğdayı güvenli liman olarak görüyor” ifadelerini kullandı.
Sahada üreticilerin en büyük merakının açıklanacak alım fiyatları olduğunu belirten Ulutaş, çiftçilerin 2023 yılında yaşanan fiyat krizini unutmadığını dile getirdi.
O dönemde açıklanan fiyatların piyasada karşılık bulmadığını hatırlatan Ulutaş, birçok üreticinin borç yükü nedeniyle ürününü düşük fiyatlardan satmak zorunda kaldığını söyledi.
O dönemde açıklanan fiyatların piyasada karşılık bulmadığını hatırlatan Ulutaş, birçok üreticinin borç yükü nedeniyle ürününü düşük fiyatlardan satmak zorunda kaldığını söyledi.
Açıklanan fiyatın üreticinin cebine yansıyabilmesi için alımların hızlı ve etkin şekilde yapılmasının şart olduğunu kaydeden Ulutaş, aksi halde piyasada fiyat baskısının kaçınılmaz olacağını söyledi.
“Destekler Maliyetlerin Gerisinde Kalıyor”
Tarım sektöründe mazot, gübre, ilaç, enerji ve işçilik maliyetlerinin sürekli yükseldiğine dikkat çeken Ulutaş, mevcut destekleme modelinin birçok üretici tarafından yetersiz bulunduğunu ifade etti.
Çiftçinin yalnızca alım fiyatı değil, üretimi sürdürebilecek bir destek mekanizması beklediğini belirten Ulutaş, özellikle nakit akışını sağlayacak ilave desteklerin önem kazandığını söyledi.
Sahadan gelen beklentilerin ekmeklik ve makarnalık buğdayda ton başına 20 bin liranın üzerinde bir fiyat yönünde olduğunu dile getiren Ulutaş, maliyetlerdeki artışın resmi rakamların çok üzerinde hissedildiğini kaydetti.
Bölgesel gerilimlerin enerji ve gübre maliyetlerini artırdığına dikkat çeken Ulutaş, “Açıklanacak fiyat sadece resmi enflasyon verilerine göre değil, çiftçinin gerçek maliyetleri dikkate alınarak belirlenmelidir” dedi.
Hasat döneminde ithalat baskısının oluşturulmaması gerektiğini vurgulayan Ulutaş, hükümetin yalnızca fiyat açıklamakla yetinmemesi gerektiğini söyledi.
Alım takviminin şeffaflaştırılması, depo kapasitesinin güçlendirilmesi ve ithalat politikalarının netleştirilmesinin önemine işaret eden Ulutaş, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Üretici yalnızca bu yılın maliyetini değil, gelecek yılın üretimini de düşünüyor. Eğer çiftçi önünü göremezse bugün yaşanan üretim artışı geçici kalır. Tarımda sürdürülebilirlik için güven veren ve öngörülebilir politikalar şarttır.”
“Buğdayda Rekor Üretim Var, Ancak Çiftçi Hâlâ Endişeli”