|
Tweet |
SU KAYNAKLARI ALARM VERİYOR
Tarım ve Orman Bakanlığı, son yıllarda etkisini daha fazla hissettiren kuraklığa karşı yeraltı barajları inşa ediyor. 100 Adet yeraltı baraj projesini gelecek yılın sonuna kadar tamamlanması ile 40 milyon metreküp su depolama, 600 bin kişiye içme suyu, 60 bin dekar arazinin sulanması, 45 milyon lira gelir artışı sağlanacak.
Gümüşhane Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. S. Serkan Nas, Gümüşhane’de yıllık ortalama yağışın Doğu Karadeniz standartlarının oldukça altında olduğunu belirterek Erzincan, Erzurum, Trabzon ve Bayburt’a yapılması planlanan yeraltı barajları projesine Gümüşhane’nin de dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, geliştirdiği projeler ile suyun bir damlasını dahi boşa harcamayacak şekilde planlanmasını gerçekleştiriyor. Yarı kurak iklim kuşağında yer alan Türkiye’de, iklim değişikliği, nüfus artışı ve ekonomik büyüme nedeniyle su kaynakları artan bir tüketimden dolayı alarm veriyor. Su kaynaklarının yeraltında depolaması yöntemi denenerek, Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı direncinin artırılması hedefleniyor.
Hazırlanan “Yeraltısuyu Suni Besleme ve Yeraltı Barajları Eylem Planı” ile yarı kurak coğrafyada bulunan Türkiye’de su rezervine katkıda bulunulması maksadıyla 2023 yılı sonuna kadar 100’ün üzerinde yeraltı barajı ve suni besleme tesisi inşa edilecek.
SU DÖNGÜSÜNDE ÇÖZÜM YERALTI BARAJLARI MI?
Gümüşhane Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. S. Serkan Nas, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, Gümüşhane’de yıllık ortalama yağışın Doğu Karadeniz standartlarının oldukça altında olduğunu söyledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre Gümüşhane’nin yeraltı su potansiyelinin yıllık 10 hm3, fiili tüketilen yeraltı su miktarı ise yıllık 4 hm3 olduğunu belirten Prof. Dr. Nas, “Küresel iklim değişiklikleri ve artan nüfus-ihtiyaçlar var olan veya alternatif su kaynaklarının içme-kullanma, hayvancılık ve sulama ihtiyaçlarının karşılanmasında etkin kullanımını zorunlu hale getirmektedir. Bu nedenle yeraltı sularının nicelik ve nitelik yönünden değerlendirilmesinde çok önemli bir yeri olan yeraltı suyu beslenimi ve yeraltı barajları her geçen gün daha da önemli olmaktadır” dedi.
“SULAR BÜYÜK BİR HIZLA KİRLETİLİYOR”
Su döngüsünde yeraltı barajlarının önemini vurgulayan Nas, şu ifadeleri kullandı: “Altyapı tesislerinin geçmişinin binlerce yıl öncesine, bu alanda deneysel çalışmaların ve pilot tesis uygulamalarının on sekizinci yüzyıla kadar uzanmasına rağmen, hızla artan nüfuslara karşılık, azalan su kaynaklarının bırakın geleceği, günümüzde oluşturduğu sorunlarının halen bilincinde olunamaması, ülkemizde ve dünyada su kaynaklarının kalite standartlarının yükselmesine rağmen büyük bir hızla kirletiliyor olması, bu alanda yapılması gerekenlerin yeterli olmadığını açıkça göstermektedir. Dünya nüfusunun geçen yüzyıla oranla üç kat artmasına rağmen su kaynaklarının kullanımı altı kat artmıştır. Gezegendeki suyun ise sadece %1’den daha az bir kısmı ekosistem ve insan kullanımına elverişli tatlı su kaynaklarından oluşmaktadır. Dünya genelinde sağlıklı suya ulaşabilen nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 82 olarak verilebilmektedir. Bu oran sanayileşmiş ülkelerde yüzde 100’lere kadar ulaşırken gelişmekte olan ülkelerde bu oran %65’lerde kalmaktadır. Su krizi, bir milyarın üzerindeki insanın sağlıklı içme suyuna yeterli erişim sağlayamaması ve dünya nüfusunun yarısının da yeterli su ve atıksu altyapısına sahip olmaması şeklinde tanımlanabilmektedir. Su kaynaklarının kalite standartlarının yükselmesine karşılık, hızlı nüfus artışı ve su kaynaklarının giderek azalması, halen dünya nüfusunun %30’a yakın bir bölümünün içme suyu ihtiyacını tam olarak karşılayamaması, temel insan ihtiyacı olan suyun 21.yüzyılda küresel stratejilere konu olmasına ve bu alanda çok uluslu şirketlerin ve uluslararası örgütlerin ortak projeler geliştirmesine neden olmaktadır.”
“SU YÖNETİMİ İYİ YAPILMIYOR”
Prof. Dr. Nas, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Gelecek on yıllarda, özellikle büyük kentlerde, su ihtiyacının giderek artması beklenmektedir. 20 yıl içerisinde gelişmekte olan ülkelerde gıda ürünlerinin yetiştirilmesi için %17 oranında daha fazla suya ihtiyaç duyulacağı, bu noktadan hareketle toplam su tüketimindeki artışın %40 olacağı tahmin edilmektedir. Sel, kuraklık, kirlenme ve benzeri doğal veya antropojenik etkiler bu kaynakların sürdürülebilirliğini hızla tehdit etmektedir. Bazı tahminler, 2025 yılından itibaren 3 milyardan fazla insanın su kıtlığı ile yüz yüze geleceğini göstermektedir. Bunun nedeni, dünyadaki su kaynakları miktarının yetersiz olması değil, yönetiminin iyi yapılamamasıdır. Dolayısıyla dünyadaki su krizi bir kıtlık değil, yönetim krizi olarak değerlendirilmelidir. Küresel ölçekte herkese yetecek kadar kaynak bulunmasına rağmen iyi ve sürdürülebilir bir yönetim politikası benimsenmediği için geleceğe ilişkin tehditler ciddi boyutlara ulaşmıştır.
“TÜRKİYE SU KITLIĞI SINIRINDA BİR ÜLKEDİR”
Su potansiyeli açısından ülkemiz değerlendirilecek olursa, genel kamuoyu algısının tersine Türkiye su kıtlığı sınırında bir ülke olduğunun altını çizen Nas, şu ifadeleri kullandı: “Ülkemiz genelinde yıllık ortalama yağış miktarı yaklaşık 643 mm olup, dünya ortalamasının (800 mm) altındadır. Bu miktar, yılda ortalama 501 km3 suya denk gelmektedir. Bu suyun 274 km3’ü toprak ve su yüzeyi ile bitkilerden olan buharlaşmalar yoluyla atmosfere geri dönmekte, 69 km3’lük kısmı yeraltı suyunu beslemekte, 158 km3’lük kısmı ise akışa geçerek çeşitli büyüklükteki akarsular vasıtasıyla denizlere ve kapalı havzalardaki göllere boşalmaktadır. Yeraltı suyunu besleyen 69 km3’lük suyun 28 km3’ü pınarlar vasıtasıyla yerüstü suyuna tekrar katılmaktadır. Ayrıca komşu ülkelerden gelen yılda ortalama 7 km3 su bulunmaktadır. Böylece ülkemizin brüt yerüstü suyu potansiyeli 193 km3 olmaktadır. Yeraltı suyunu besleyen 41 km3 de dikkate alındığında, toplam yenilenebilir su potansiyeli brüt 234 km3 olarak hesaplanmaktadır. Ancak günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde tüketilebilecek yerüstü suyu potansiyeli yurt içindeki akarsulardan 95 km3, komşu ülkelerden gelen akarsulardan 3 km3 olmak üzere, yılda ortalama toplam 98 km3’tür. 14 km3 (14 milyar m3) olarak belirlenen yeraltı suyu potansiyeli ile ülkemizin tüketilebilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 km3’dür. Su sıkıntısı sınırının kişi başı su miktarının 2000 m3 olduğu bir karşılaştırma düzleminde yapılan nüfus tahminleri çok yakın gelecekte benzer sağlıklı su temini sorunlarının kişi başına su toplamının 1430 m3 (son araştırmalar 1300-1350 m3 aralığında) olduğu ülkemizde de oluşacağını göstermektedir.”