Bugun...



Kırsalda Bereket Söylemi ve Sürdürülebilirlik Gerçeği

Bu proje gerçekten kırsalda kalıcı bir bereket mi üretecek, yoksa iyi niyetli bir girişim olmakla birlikte yeni bir borç döngüsünün başlangıcına mı dönüşecek? Asıl tartışılması gereken soru budur.

facebook-paylas
Tarih: 25-02-2026 13:22

Kırsalda Bereket Söylemi ve Sürdürülebilirlik Gerçeği

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Kırsalda Bereket, Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi”, yeni ve kapsamlı bir model olarak kamuoyuna sunuldu. Proje kapsamında 150 bin küçükbaş hayvan dağıtılacağı, hak sahiplerine 100 başlık sürü verileceği, faiz indirimli kredi, sigorta ve bakım-besleme desteği sağlanacağı ifade ediliyor. Hayvanların büyük ölçüde TİGEM işletmelerinden temin edileceği, finansman ayağında ise Ziraat Bankası’nın görev üstleneceği belirtiliyor.
Kâğıt üzerinde bakıldığında tablo düzenli ve umut verici.
Ancak mesele kâğıt üzerindeki tasarım değil, sahadaki sürdürülebilirliktir.
Daha önce kamuoyuna duyurulan “300 Koyun Projesi” de benzer bir beklenti oluşturmuştu. Aradan geçen sürede projenin sahadaki somut sonuçlarına ilişkin kapsamlı ve şeffaf bir başarı tablosu kamuoyuyla paylaşılmış değildir. Bu nedenle şu soruların net biçimde cevaplandırılması hayati önem taşımaktadır: Projeden kaç kişi yararlanmıştır? Bu işletmelerin kaçı hâlen aktif üretime devam etmektedir? Kaç üretici borcunu sorunsuz biçimde kapatabilmiştir?
Öncelikle hakkaniyetli olmak gerekir. Genç meslek mensuplarının üretime kazandırılması yönündeki yaklaşımın dikkate alınmış olması olumlu bir adımdır. Yeni mezun Zooteknist Ziraat Mühendisleri, Veteriner Hekimler ve hayvancılık eğitimi almış gençler açısından bu tür projeler önemli bir fırsat olabilir. Gençlerin üretimle doğrudan buluşturulması, sektörün yaş ortalamasını düşürmek ve dinamizmini artırmak bakımından stratejik değere sahiptir.
Ancak sahadaki tabloyu görmezden gelemeyiz. Artan yem maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, pazarlama sorunları ve fiyat istikrarsızlığı nedeniyle son yıllarda çok sayıda üretici hayvancılığı bırakmak zorunda kaldı. Üretimden çekilen işletmeler ortadayken mesele yalnızca yeni üretici kazandırmak değildir; mevcut üreticiyi sistem içinde tutabilmektir. Borç yükü altındaki üretici sistemden çıkarken, yeni üreticiyi benzer bir kredi mekanizmasıyla sisteme dahil etmek yapısal çözüm değil, sadece bir yer değiştirme riskidir.
Yapısal Değerlendirme
1. Ölçek Meselesi 150 bin hayvan dağıtımı güçlü bir manşet olabilir. Ancak yaklaşık 1.500 işletmeye karşılık gelen bu ölçek, Türkiye genelindeki hayvancılık yapısı düşünüldüğünde sınırlı bir etki alanına işaret etmektedir. Sorun yalnızca hayvan sayısı değildir; maliyet yapısı, verimlilik, pazar organizasyonu ve fiyat istikrarıdır. Mesele nicelik değil, sistem tasarımıdır.
2. Sürdürülebilirlik Esas başarı kriteri dağıtılan hayvan sayısı değil; üç yıl sonra ayakta kalan işletme oranıdır. Ölçülmeyen, raporlanmayan ve şeffaf biçimde paylaşılmayan hiçbir proje güven inşa edemez.
3. Finansman ve Risk Paylaşımı Projenin en kritik ayağı finansmandır. Kredi modeli klasik teminat ve ipotek mantığıyla yürütülürse, sermaye birikimi olmayan genç girişimciler için ciddi bir eşik oluşur. Devlet yalnızca kredi veren bir alacaklı gibi davranmamalı; riski paylaşan, sigorta yükünü hafifleten ve üretim sürdükçe finansal baskıyı azaltan bir model geliştirmelidir. Aksi halde destek programı zamanla sosyal ve ekonomik bir baskı unsuruna dönüşebilir.
4. Kırsal Ekosistem Gerçeği Hayvan dağıtımı tek başına kırsalı ayağa kaldırmaz. Eğitim, sağlık, altyapı, dijital bağlantı ve pazara erişim güçlendirilmeden kalıcı dönüşüm sağlanamaz. Gençlere sadece üretim imkânı değil, yaşayabilecekleri bir ekonomik ve sosyal zemin sunulmalıdır.
Bu noktada daha sağlıklı bir yöntem izlenebilirdi. Proje doğrudan ülke geneline yayılmak yerine önce pilot bölgelerde uygulanmalı; mera varlığı, yem üretim kapasitesi, pazara erişim ve altyapı imkânları objektif kriterlerle değerlendirilmeliydi. Başvuru sahiplerinde yalnızca talep değil, teknik yeterlilik, eğitim, deneyim ve uygulanabilir bir iş planı aranmalıydı. En önemlisi de elde edilen sonuçlar düzenli ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıydı. Çünkü güven, ancak ölçülebilir verilerle inşa edilir.
Hak sahiplerinin belirlenmesinde adalet, liyakat ve ehliyet temel ilke olmalıdır. Üretim süreci her türlü siyasi tartışmanın dışında tutulmalıdır.
Sonuç
Proje doğru planlanır ve liyakat esaslı uygulanırsa sektöre katkı sağlayabilir. Ancak Türkiye hayvancılığının köklü sorunlarını tek başına çözecek sihirli bir araç olarak görülmesi gerçekçi değildir.
Asıl belirleyici olan; üreticiyi koruyan finansman modeli, maliyet istikrarı, adil dağıtım ve şeffaf denetimdir.
Hayvancılık güçlü söylemlerle değil; planlı, ölçülebilir ve uzun vadeli politikalarla ayağa kalkar. (Prof. Dr. zafer ULUTAŞ Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi İyi Parti Genel Başkanı Başdanışmanı)



Bu haber 108 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARA
YUKARI YUKARI