Bugun...



İyi Bir Etki İçin İyi Bir Mesaj Gerekiyor’

TÜRKAV 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle Doç. Dr. Emre Ş. Aslan’ı konuk etti.

facebook-paylas
Tarih: 11-01-2023 19:08

İyi Bir Etki İçin İyi Bir Mesaj Gerekiyor’

Türkiye Kamu Çalışanları Vakfı (TÜRKAV) Gümüşhane Şubesi 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü münasebetiyle Trabzon Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Kariyer Merkezi Müdürü ve Kurumsal İletişim Direktörü hemşerimiz Doç. Dr. Emre Ş. Aslan’ı ağırladı.

Özel İdare İş Merkezindeki TÜRKAV salonunda TÜRKAV Gümüşhane Şube Başkanı Ercan Küçüköner ve kentte görev yapan gazetecilerin katılım gösterdiği programda Trabzon Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı Kariyer Merkezi Müdürü ve İletişim Direktörü hemşerimiz Doç. Dr. Emre Ş. Aslan " Akıllar Nasıl Kiralanıyor? " konulu özel seminer düzenlendi.
Gerçekleştirilen programda konuşan Doç. Dr. Emre Ş. Aslan, son kaleme aldığı ‘Mesajın inşası, kiralık akıl’ adlı kitabını yazma amacından bahsederken, kitabın içeriği ve gündeme dair iletişim bilimiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

‘BİR MESAJA SAHİP DEĞİLSEK ETKİ OLUŞTURAMAYIZ’

Doç. Dr. Aslan, etki oluşturabilmek için bir mesaja sahip olunması gerektiğini belirterek, “İletişim alanın en önemli sorunu şu; biz hep yapılan bir iletişim faaliyeti üzerine konuşuyoruz, daha doğrusu akademik dünyada hep bu etkiler üzerine araştırmalar yapılıyor. Aslında medya insanların sadece ne düşüneceğini, ne hakkında düşüneceğini de belirleme kabiliyetine sahip demişler. Medya daha da güçlüdür diye bir görüş bildirmişler. En önemli sorunumuz şu; iletişim dünyasında hep aracı araştırmışız. Araç dediğimiz şey nedir örneğin silahın kendisini araştırmışız. Silah nasıl iyi atış yapar, etkisi nasıl olur, nasıl geliştirilebilir vs. üzerinde durmuşuz. Burada da televizyon örneği verilebilir, radyo örneği verilebilir, gazete örneği verebilir ama bunların temelinde aslında biz radyo, gazete, dergi, internet aklınıza gelebilecek tüm iletişim araçları yüz yüze kişilerarası iletişimde dediğimiz iletişimde dahil olmak üzere en önemli sorunumuz şu; biz bir etki oluşturabilmek için her şeyden önce bir mesaja sahip olmamız lazım. Eğer biz bir mesaja sahip değilsek etki oluşturamayız. Örneğin siz bir silahın çekirdeğini çıkarıp içerisine pamuk koyarsanız karşı tarafta bir etki oluşturamazsınız ya da çok soft bir etki oluşturmuş olursunuz ve istediğiniz bir mesafeye de onu ulaştıramazsınız. Dolayısıyla biz aslında mesajın kendisine odaklanmanız gerekir” ifadelerini kullandı.

‘GAZETECİLER ÇOK İNCE ÇALIŞMALARDA YAPIYORLAR’

Doç. Dr. Aslan, “Bu çalışmayı, kitabı ele alırken bunun üzerinde durdum aslında ama kitap aslında çıkış amacı doğrudan bu konuyu ele almak değildi. Aslın sorun şu; teknoloji gelişiyor ve gelişirken biz medyanın insanların ne düşüneceğini belirleme yetisinin olabileceğini tartışıyoruz ama bu ne düşüneceğini belirleme yetisini tartışırken bir taraftan da hayatımıza yapay zekâ girmeye başladı. Şimdi benim uzmanlık olanım daha çok reklamda stratejik planlama konusu. Biz orda ne yapıyoruz onu konuşmak lazım. Gazetecilerde çok ince çalışmalarda yapıyorlar ama bir reklamcı kadar steril bir çalışma yapmıyor. Çünkü gazeteci için gün içerisinde birçok haber var. Ve her şeyden önce enformasyonu sağlama görevi var. Bir şekilde o enformasyonu sağlamak zorunda. Özellikle bilgi kavramını kullanmıyorum” dedi.

‘BAŞKASINDA YOK BİZDE VAR BUNU ALIN DERSİNİZ İNSANLARDA ONU ALIR’

Reklam sektöründen bahseden Doç. Dr. Aslan, “Biz ele aldığımız markanın ürünün kendisini bir araştırırız. Dünyada varlığı nedir? Kendi ülkesinde varlığı nedir? İnsanlar üzerinde nasıl bir etkisi var? Ürünün kendine has bir özelliği var mı? Onu rakiplerden ayrıştıran özellik nedir? Örneğin bir çay, bütün çaylar aynı. Diğer çaylardan ayıran bir özellik var mı? Pet bardağı diğer bardaklardan ayıran bir özellik var m? İnsanlar bunun farkında mı? Eğer böyle bir özellik varsa, ilk yaptıkları şey reklamdır. Bu kolay bir yoldur ve etkili bir yoldur. Bu özelliği ön plana çıkarırlar. Eğer bu tüketici için önemliyse hemen ön plana çıkarırsınız. Başkasında yok bizde var bunu alın dersiniz insanlarda onu alır” şeklinde konuştu.

Doç. Dr. Aslan, “İkinci yol; bu her zaman teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu her zaman sağlanabilmiş değil. Çünkü taklit edilebilme özelliği devreye giriyor. Ve teknoloji ile birlikte ürettiğiniz farklı bir ürün hemen taklit edilebilir hale gelmiş. Bunu aşabilmenin yolu işin içerisine duygu katmaktır. Bu defa reklamcılar yaptığımız her şey taklit edilebiliyor USB diyoruz biz buna. USB taklit edilebilir, o zaman biz buna duygu katalım. Buna da ASB deniliyor ve bu duyguyu oluşturmaya çalışıyorlar. Örneğin Türkiye’nin ilk markası, Türkiye’nin otomobili gibi ifadelerin tamamı duygulara hitap ediyor. Ramazan reklamları; orada da dini duygular devreye giriyor. Üçüncü aşamaya geçiyoruz; burada ise iç görü arıyoruz. İç görü dediğimiz kavram bizim için en stratejik kavram. Benim kendi çalışmalarımda da bunu çok yapmışımdır. Etkilemek istediğimiz kim varsa onların o olayla ilgili gerçek düşüncesini bulmanız gerekir. Gerçek düşünce dediğimiz şey; örneğin Sleeper Effect diye bir teori var. Bu teori şöyle diyor; insanlar belli bir yaşa kadar farklı düşünürken belli bir yaştan sonra, bir olaydan etkilendikten sonra tutumları farklı olabiliyor. Bunu etkileyen de çocukluklarında yaşamış oldukları bir travma olabilir. Örneğin evlenirken eşinizin nasıl biri olmasını istiyorsunuz esmer, uzun boylu vs. tarif eder. Evlilik aşamasına geldiği zaman kesinlikle sarışınlardan hoşlanmıyorum der gider sarışınla evlenir. Muhtemelen bilinçaltında yaşadığı bir durum var. Ya esmerleri güvenemeyeceği bir olay yaşamıştır. Esmerdir o kişi ve unutmuştur o olayı. Ama bilinçaltında böyle bir şey işlendiği için evlenme zamanı geldiğinde esmer biriyle evlenmek istemez” dedi.

Doç. Dr. Aslan açıklamalarını şöyle tamamladı;

“Karşı tarafın zihnine mesajı inşa edersek ne olur? Karşı tarafın zihnine mesajı inşa ederseniz sizin köleniz olmuş olur. Teknoloji gelişti yapay zekâ ortaya çıktı. Bugün yapay zekâ bizim her şeyimizi takip ediyor mu? Evet ediyor. Telefonlar sayesinde sesimiz kaydediliyor ve herkes her şeyden haberdar olmuş oluyor. Sesimizi analiz edip benim sesimden kim olduğumu biliyorlar, ses tonumdan hangi duygu durumumda olduğumu biliyorlar. Yapay zekâ herhangi bir veriyi alıyor ve bunu anlamlandırıp ona göre içerik üretiyor. Yeni bir teknoloji üzerinde daha çalışıyorlar o da frekanslar. Size gönderdikleri frekanslarla siz bir anda sinirlenip agresifleşebiliyorsunuz. Bir anda düşünceniz değişebiliyor. O an ki duygu durumunuz düşünceniz değişebiliyor. İnsanların kontrolünü ele alıyorlar ve istediklerini yaptırabiliyorlar ve bunu başardılar da. Sadece etkileri ve kontrolü ile ilgili sıkıntılar var.“


Haber: Deniz Tutcu- Beyzanur Korkut

‘İyi Bir Etki İçin İyi Bir Mesaj Gerekiyor’ (gumuskoza.com.tr)




Bu haber 296 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARA
YUKARI YUKARI