|
Tweet |
Gümüşhane’de MAPEG’in Şubat 2026 tarihli toplu ihale ilanı kapsamında, tamamı metalik madenlerden oluşan 15 sahanın 2 Nisan’da ihaleye çıkarılacak olması kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlardan gelen tepkiler sürerken, konunun uzmanı olan Jeofizik ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Rasim Taylan Kara’dan dikkat çeken ve kapsamlı bir değerlendirme geldi.
Kara, hem kamuoyunda oluşan yanlış algılara açıklık getirdi hem de Gümüşhane’nin madencilik geçmişi ve geleceğine ilişkin önemli tespitlerde bulundu.
Gümüşhane’de uzun süredir yanlış anlaşılan bir konuya dikkat çeken Kara, arama ruhsatlarının doğrudan büyük bir maden işletmesi kurulacağı anlamına gelmediğini vurguladı.
Maden arama süreçlerinin Türkiye’de Maden Kanunu kapsamında yaklaşık 7 yıllık bir takvime yayıldığını belirten Kara, bu sürecin teknik ve idari açıdan oldukça kapsamlı olduğunu ifade etti.
Bu sürecin aşamaları ise şöyle sıralanıyor:
Kara, tüm bu süreçlerin sonunda dahi ekonomik bir maden işletmesi kurulup kurulamayacağının kesinleşmediğini belirterek, kararın dünya metal fiyatlarından maliyetlere kadar birçok değişkene bağlı olduğunu vurguladı.
Madencilik sektöründe kaynakların da kendi içinde bilimsel kriterlere göre sınıflandırıldığını ifade eden Kara, sürecin şeffaf yürütülmesinin yatırımcı açısından kritik olduğunu söyledi.
Bu kapsamda madenler şu şekilde sınıflandırılıyor:
Kara, bu sınıflandırmaların maden yatağının keşfinden işletmeye geçişine kadar tüm sürecin bilimsel temellere dayandırıldığını belirtti.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen bir başka yanlış algıya da değinen Kara, ruhsat alanlarının büyüklüğü ile işletme sahalarının karıştırıldığını söyledi.
Örnek veren Kara, Doğu Karadeniz’de Trabzon, Gümüşhane ve Bayburt sınırlarında yer alan yaklaşık 17 bin hektarlık bir arama sahasında yapılan çalışmalar sonucunda yalnızca yaklaşık 2 bin hektarlık alanın işletme sahası olarak ihale edildiğini hatırlattı.
Bu durumun, her ruhsat alanının tamamının işletmeye açılmayacağının en somut göstergesi olduğunu ifade etti.
Madencilik faaliyetlerinde en kritik başlıklardan birinin çevresel hassasiyetler olduğunu vurgulayan Kara, toplumun tüm kesimlerinin doğru bilgiye ulaşması gerektiğini söyledi.
Kara, özellikle köylüler, şehirde yaşayan vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşlarının hiçbir soru işareti kalmayacak şekilde şeffaf biçimde bilgilendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
2016 yılında kaleme aldığı yazılara atıfta bulunan Kara, Gümüşhane’de madenciliğin yerel insan kaynağıyla yürütülmesi gerektiğini o dönemde de dile getirdiklerini hatırlattı.
“Bu şehrin maden eminleri bu şehrin insanıdır” anlayışının bugün daha da önemli hale geldiğini ifade etti.
Kara, Gümüşhane için kritik öneme sahip olan Mastra Altın Madeni hakkında da çarpıcı bir değerlendirme yaptı.
Söz konusu madenin geçmişte kamulaştırılması gerektiğini savunan Kara, kamulaştırmanın kamu yararı için yapılan yasal bir uygulama olduğunu hatırlattı.
Kara, Mastra Madeni’nin kamu eliyle işletilmesi halinde ortaya çıkabilecek kazanımları ise şu şekilde sıraladı:
Açıklamasının sonunda Gümüşhane’nin madencilikle anılan bir şehir olduğuna dikkat çeken Kara, bu potansiyelin doğru yönetilmesi halinde büyük ekonomik ve sosyal kazanımlar elde edilebileceğini ifade etti.
Kara, teknik gerçeklerden uzak değerlendirmelerin hem çevreye hem de ekonomiye zarar vereceğini belirterek, sürecin sağduyu ve bilimsel veriler ışığında ele alınması gerektiğini vurguladı.