Bugun...



Gümüşhane’nin Gavur Dağları’nda yaşanan bu ibretlik olay, vicdanın ve bir aile sıcaklığının kurşundan daha güçlü olduğunu kanıtlıyor.

Yakın zamanlara kadar binlerce koyun ve yüzlerce keçi besleyen büyük sürü sahiplerinin hüküm sürdüğü Gümüşhane’nin Gavur Dağları’nda yaşanan bu ibretlik olay, vicdanın ve bir aile sıcaklığının kurşundan daha güçlü olduğunu kanıtlıyor.

facebook-paylas
Tarih: 28-06-2026 23:08

Gümüşhane’nin Gavur Dağları’nda yaşanan bu ibretlik olay, vicdanın ve bir aile sıcaklığının kurşundan daha güçlü olduğunu kanıtlıyor.

Doğu Karadeniz’in sisli yaylalarında nesilden nesile aktarılan, kulaktan kulağa fısıldanan en sıra dışı rivayetlerden biri gün yüzüne çıktı. Yakın zamanlara kadar binlerce koyun ve yüzlerce keçi besleyen büyük sürü sahiplerinin hüküm sürdüğü Gümüşhane’nin Gavur Dağları’nda yaşanan bu ibretlik olay, vicdanın ve bir aile sıcaklığının kurşundan daha güçlü olduğunu kanıtlıyor.

İşte Koca Reis’in emaneti Gavur Dağlı’yı ortadan kaldırmak için tutulan bir kiralık katilin "Tanrı misafirliği" ile değişen kaderinin hikayesi.

Yaylaların Efsane İsmi: Koca Reis

Eski zamanlarda, özellikle dağ eteklerindeki köylerde ekip biçmekten ziyade hayvancılık yapılırdı. Sürü sahibi olmak başlı başına bir üstünlük vesilesiydi ve bu kişilere toplumda "Reis" denilerek büyük saygı gösterilir, el üstünde tutulurlardı. Yörenin en ünlü reislerinden biri olan "Koca Reis" de bu köylerden birinde yaşamaktaydı. Koca Reis, her yaz başı sürüsünü önüne katarak Gümüşhane'nin Gavur Dağları’na çıkar; güze doğru ise tulumlar dolusu peynirlerle, yün ve kıl dolu çuvallarla köye dönerdi. Onun dağa çıkışı da dönüşü de köy halkı için başlı başına bir şenlik demekti.

 

Koca Reis, yarı insan yarı dev görünümlü, 100 kilonun üzerinde bir adamdı. Yürürken adeta yollar sarsılır, sesi gök gürültüsünden daha gür çıkardı. Sürünün yükünü taşıyan o huysuz katır bile yalnızca ona boyun eğerdi; Koca Reis katırın sırtına bindiğinde koca hayvan ağırlıktan iki büklüm olurdu.

Ancak bu dev adam, insanlardan ziyade hayvanların arasında olmaktan hoşlanır, onlarla daha mutlu olurdu. Onları kendi yavruları gibi kucaklar, bağrına basardı. Koca sürüde hangi hayvanın tırnağı kırılsa, hangisinin çıngırağı düşse ya da hangisi hastalansa herkesten önce o anlar, yardıma koşardı. Adeta sürüsüyle yatar, sürüsüyle kalkardı.

Gavur Dağlı ile Çoban Kızı’nın Efsane Düğünü

Koca Reis'in sürüsünü güden yedi çobanın yedisi de işini iyi bilen kara yağız delikanlılardı. Fakat içlerinden biri ötekilere pek benzemezdi; daha ağırbaşlı, daha soğukkanlı ve daha gözü pek bir gençti. Koca Reis onu Gavur Dağı köylerinden birinde bulmuş, anası babası olmadığından yanına alıp kendi evinde büyütmüştü. Gavur Dağ kökenli olduğu için arkadaşları ona "Gavur Dağlı" derdi.

 

Koca Reis'in tek eşi ve tek kızından başka kimsesi yoktu. Gelinlik çağına giren biricik kızını, zaten çoktandır birbirlerine gönül vermiş olan Gavur Dağlı ile evlendirmeyi düşünüyordu. Aralarındaki bu saf sevgiyi sürüdeki koyunlar, kuzular bile bilirdi. Günü geldiğinde Gavur Dağı çimenlerinde o güne dek görülmemiş büyüklükte bir düğün kuruldu. Uzaktaki ve yakındaki tüm reisler çobanlarıyla birlikte geldi. Yayla çimenleri davul-zurna, kemençe sesleriyle, horon haykırışlarıyla ve sevda türküleriyle şenlendi. Kazanlar dolusu yemekler, kızartmalar, kavurmalar yenildi; buz gibi yayla suları içildi. Yıllar yılı anılardan silinmeyecek bir şölen yaşandı.

Koca Reis'in tek eşi ve tek kızından başka kimsesi yoktu. Gelinlik çağına giren biricik kızını, zaten çoktandır birbirlerine gönül vermiş olan Gavur Dağlı ile evlendirmeyi düşünüyordu. Aralarındaki bu saf sevgiyi sürüdeki koyunlar, kuzular bile bilirdi. Günü geldiğinde Gavur Dağı çimenlerinde o güne dek görülmemiş büyüklükte bir düğün kuruldu. Uzaktaki ve yakındaki tüm reisler çobanlarıyla birlikte geldi. Yayla çimenleri davul-zurna, kemençe sesleriyle, horon haykırışlarıyla ve sevda türküleriyle şenlendi. Kazanlar dolusu yemekler, kızartmalar, kavurmalar yenildi; buz gibi yayla suları içildi. Yıllar yılı anılardan silinmeyecek bir şölen yaşandı.

 

Belalı'nın Ölüm Planı ve Dere Yatağındaki Pusu

Koca Reis, 100 yaşlarına doğru ölüme boyun eğdi. Onun vefatıyla doğan boşluğu, Gavur Dağlı ile "Çoban Kızı" diye anılan genç eşi omuz omuza vererek kısa sürede doldurdu. Kurdukları mutlu yuvada herkesin sevgisini, saygısını ve güvenini kazandılar.

 

Ancak bu mutluluğu içine sindiremeyen tek bir kişi vardı: Köyün delikanlılarından biri öteden beri Çoban Kızı'na tutkundu. Delidolu davranışları yüzünden adı "Belalı"ya çıkan bu genç, kızın gönlünü bir türlü çalamamıştı.

Koca Reis öldükten sonra Belalı, Gavur Dağlıyı ortadan kaldırıp Çoban Kızı'na kavuşmayı kafasına koydu. Ancak bunu kendisi yapamazdı; hem yakayı ele verir hem de Gavur Dağlı'nın çoban arkadaşları onu sağ bırakmazdı. En doğrusu uzak köylerin birinden bir katil kiralamaktı. Gizliden gizliye araştırarak tam aradığı gibi birini buldu, onunla anlaştı ve kimseye sezdirmeden infaz gününü beklemeye koyuldu.

 

Tetiği Durduran Vicdan

Kiralık katil, ağılın yakınındaki dere yatağında pusuya yattı. Akşama doğru çoban arkadaşlarıyla birlikte sürüyü ağıla koyan Gavur Dağlı, ağır adımlarla evine giden yolun geçtiği dereye doğru tek başına yollandı. Katil, namlunun ucundan adım adım yaklaşan hedefi gözetlemeye aldı. Ancak az sonra kör bir kurşunla yere sereceği adamın yüzünde ışıldayan yaşama sevinci, katilin gözlerini kamaştırdı.

Tetiğe dokunan parmağı öylece donup kaldı. Şimdiye dek gözünü kırpmadan tetiğe basan bu adamın yüreğinin ortasına, hiç tanımadığı bir duygu yumağı oturdu. Eli kolu tutuldu, gözleri buğulandı. Olanca içtenliğiyle namlunun ucundaki bu güzel adama kıyamayacağını anladı. Elini tetikten çekti, pusuya iyice sinerek Gavur Dağlı'nın geçip gitmesini bekledi.

 

Ardından çalılıklar arasından sürüne sürüne kendisini bekleyen Belalı'nın yanına gitti. Belalı sabırsızlıkla sordu: "Silah sesi duymadım. Ne oldu? Gavur Dağlıyı temizlemedin mi?" Toparlanan kiralık katil, "Çobanlardan fırsat bulamadım. Karanlık koyulaşınca evini basacağım. Beni burada bekle." dedi Belalı’ya ve gitti.

Pencereden Süzülen Tablo ve 'Tanrı Misafirliği'

Kiralık katil, yatsı ezanı sıralarında Belalı'nın yanından ayrılıp karanlığın içine daldı. Sessiz adımlarla Gavur Dağlı'nın evine yaklaştı. Dış pencereden evin avlusu net bir şekilde görünüyordu. Pervazı siper alarak içeri baktı. Gavur Dağlı, eşi ve çocukları sofrada oturmuş, neşe içinde yemek yiyordu. Öylesine mutlu bir aile tablosu vardı ki seyrine doyulmuyordu; çocuklar yaramazlık yapıyor, karı koca sevgiyle birbirine bakıp gülüşüyordu.

 

Kiralık katil hayatı boyunca hiç evlenmemişti. Hiçbir kadının sıcaklığını duyumsamamış, hiçbir çocuğun yumuşak yanaklarını okşamamıştı. Bir süre kıpırdamadan bu mutluluk tablosunu doya doya izledi. İçinde yeşeren yepyeni duygularla eli ayağı bağlandı, gözleri yaşardı. Beklenmedik bir kararla silahını saklayıp evin kapısını çaldı. Gavur Dağlı kapıyı aralayıp karşısındaki yabancıya merakla bakarken katil ondan önce davrandı: "Tanrı misafiriyim. Beni eve alır mısın?"

Bir Sofranın Değiştirdiği Kader

Gavur Dağlı yabancıyı içeri buyur etti, sofraya oturttu. Birlikte yemek yediler. Yemek sırasında katil, olanı biteni, kendisini kimin ne için tuttuğunu açık açık ortaya döktü. Sofradakiler şaşkınlıkla birbirine bakakaldı; aslında bu tür söylentileri daha önce duymuşlar ama aldırış etmemişlerdi. Kiralık katil, Gavur Dağlı’ya dönerek, “Benim günahım çok. Bu işi temizlemek bana düşer. Yardım edersen Belalıyı yakalar, adalete teslim ederiz." dedi.

 

Karakolda Biten Pusu

Kimseye görünmeden köy muhtarının evine gidip durumu anlattılar. Üçü birden Belalı'nın evine doğru yollandı. Kiralık katil, Gavur Dağlı'nın kapısından geçerken plan gereği havaya üç el ateş açtı. Silah seslerini duyan Belalı, amacına ulaştığını sanarak sevincinden deliye döndü ve katili beklemeye başladı.

Kiralık katil önde, muhtar ve Gavur Dağlı arkada Belalı'nın kapısına vardılar. Katil seslendi: "Kapıyı aç, ben geldim." Kapı açılır açılmaz katil silahını Belalı'nın alnına dayayıp onu odanın ortasına doğru sürükledi. Arkasından muhtar ve sapasağlam duran Gavur Dağlı içeri girince Belalı'nın dili tutuldu, yüzü sapsarı kesildi ve dizlerinin bağı çözüldü.

 

Muhtar yanında getirdiği iple Belalı'nın elini kolunu bağladı. Silah sesine toplanan köylülerle birlikte Belalı karakola götürüldü. Kiralık katil, olayın tüm ayrıntılarını hiç saklamadan jandarmaya anlattı ve kendisi de adalete teslim oldu.

Yaptıklarından samimi bir şekilde pişman olduğu ve adalete yardım ettiği için kiralık katil çok büyük bir ceza almadı. Hapisten çıktıktan sonra bir daha hiçbir kötülüğe bulaşmadı. Gavur Dağlı ile o gece kurduğu dostluk ise hayatları boyunca devam etti.

 

Kiralık Katil ‘Tanrı Misafiri’ Diyerek Eve Girdi! Gavur Dağlı Kimdir? - Gunebakış

 

 




Bu haber 329 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
Henüz anket oluşturulmamış.
HABER ARA
YUKARI YUKARI