|
Tweet |
Açıklamasında 1927 yılında yapılan nüfus sayımına dikkat çeken Canlı, bu sayımın bugün Türk devletini “asimilasyon” ile suçlamak için kullanıldığını belirterek, söz konusu iddiaların gerçekle örtüşmediğini söyledi. Canlı, 1927 nüfus sayımında Kürtçe lehçelerinin yoğun olarak konuşulduğu il sayısının sekiz olduğunu hatırlatarak, Diyarbakır, Van, Bitlis, Mardin, Siirt, Hakkâri, Muş ve Ağrı’da o dönemde dahi Türkçe bilen hatırı sayılır bir nüfusun bulunduğunu kaydetti. Bölgede yalnızca Kürtçe değil; Arapça, Ermenice ve Zazaca gibi farklı dillerin de konuşulduğunu ifade etti.
Bugün gelinen noktada Kürtçe konuşulan il sayısının azalmadığını, aksine arttığını belirten Canlı, buna karşın bazı bölgelerde Türkçe konuşan nüfusun gerilediğine dikkat çekti. Bu tablonun “Türk devletinin asimilasyonu” olarak açıklanamayacağını vurgulayan Canlı, yaşanan sürecin farklı dinamiklere dayandığını savundu.
“Asimilasyonun Kaynağı PKK ve Aşiret Baskısıdır”
Bayram Canlı, bölgede yaşanan asimilasyonun Türk devletinin politikalarından değil, uzun yıllardır PKK ve ona eklemlenmiş silahlı–ideolojik yapılar ile bu yapılarla iç içe geçmiş baskıcı aşiret düzenlerinden kaynaklandığını öne sürdü. Açıklamada, Türkçenin geri plana itildiği, Türk kimliğinin hedef alındığı ve insanların tehdit ve korku yoluyla susturulduğu iddia edildi.
Bu durumun özgür bir tercih değil, faşizan bir dayatma olduğunu ifade eden Canlı, bugün yaşanan sürecin bölge halkının iradesiyle değil, Türklere ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak değerlerine karşı yürütülen sistemli bir baskının sonucu olduğunu dile getirdi.
“Baskı Ortadan Kalkarsa Bölge Halkı Özgür İradesiyle Karar Verir”
PKK ve aşiret baskısının ortadan kalkması hâlinde bölge halkının çağdaş dünyayla daha hızlı ve sağlıklı biçimde entegre olacağını savunan Canlı, ailelerin çocukları için nitelikli Türkçe eğitimi talep edeceğini söyledi. Türkçenin bu ülkede yalnızca bir dil değil; eşit yurttaşlığın, sosyal adaletin ve ortak geleceğin anahtarı olduğunu vurgulayan Canlı, “Silah çekilsin, tehdit kalksın, baskı sona ersin. Bölge halkı özgür iradesiyle karar versin” çağrısında bulundu.
“Yanlış Politikalara da Sessiz Kalmayacağız”
Açıklamasında sorumluluğun yalnızca PKK ve aşiret yapılarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Canlı, bu baskıya göz yuman, siyasi hesaplarla sessiz kalan ya da dolaylı biçimde destek veren yanlış hükümet politikaları ve uygulayıcılarıyla da mücadele edilmesi gerektiğini dile getirdi.
“İYİ Parti’nin Duruşu Nettir”
İYİ Parti’nin konuya yaklaşımının net ve tartışmasız olduğunu vurgulayan Bayram Canlı, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Bölgede yaşayan hiçbir vatandaşımızı dışlamadan; ancak hiçbir ayrıştırma politikasına, hiçbir dayatmaya ve hiçbir tehdide boyun eğmeden söylüyoruz: Türklükten vazgeçmeyiz. Cumhuriyet’ten vazgeçmeyiz. Demokrasiden vazgeçmeyiz. Hukuk devletinden asla vazgeçmeyiz. Bu değerler bir etnik grubun değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni ayakta tutan ortak çimentodur. Kimliği silerek barış olmaz, devleti zayıflatarak demokrasi güçlenmez, hukuku yok sayarak kardeşlik kurulmaz.”
Canlı, İYİ Parti olarak silahın değil hukukun, tehdidin değil özgür iradenin, ayrışmanın değil ortak vatandaşlığın yanında olduklarını belirterek, bu çizgiden asla geri adım atmayacaklarını ifade etti.
Canlı: “Kimliği Silerek Barış, Devleti Zayıflatarak Demokrasi Olmaz” – Gümüşhane Olay Gazetesi